Mete Özgencil: “Yazı cehennemde ayakta kalmaya yarıyor!”

O hem söz yazarı, hem besteci, hem şair, hem yazar, hem ressam, aynı zamanda senarist ve yönetmen…

Çektiği klipler, aldığı ödüller, sayısız hit şarkıya yazdığı sözlerle Tarkan’dan Nilüfer’e, Hande Yener’den Candan Erçetin’e, Umay Umay’dan Gökhan Kırdar’a, Gülben Ergen’den Nükhet Duru’ya ve Yeni Türkü’ye sayısız sanatçıyla çalışmış, Türkiye’nin en önemli starlarının zirve yürüyüşündeki önemli mihenk taşlarından biri olmuş; sanat yönetmenliğini yaptığı Cazibe Hanım’ın Gündüz Düşleri ve senaristliğini yaptığı Mum Kokulu Kadınlar filmleriyle ödüller kazanmış, Uzay Heparı’nın kült haline gelmiş Gece, Melek ve Bizim Çocuklar’ı filminin de sanat yönetmeni, üstüne bir albüm ve bir de kitap çıkarmış son 20 yılın en önemli sanat adamlarından biri olan Mete Ozgencil Okur Yazar’ın konuğu oldu ve sorularımızı içtenlikle cevapladı…

meteözgencil

METE ÖZGENCİL – OKUR YAZAR SÖYLEŞİSİ

“Yazı cehennemde ayakta kalmaya yarıyor!”

OKUR YAZAR: Hoş geldiniz ve bizi kırmadığınız için teşekkür ediyoruz Mete Bey. Siz Türkiye’nin son 20 yılda gördüğü en önemli ve çok yönlü sanat adamlarındansınız. Geniş kitleler sizi yazdığınız şarkılar ve çektiğiniz kliplerle tanıdı. Bir çok güzel projeye imza attınız. Bütün bu süreçlerden, bu denli üretkenliğin ardından Mete Özgencil bir suskunluk dönemi mi yaşadı? Neler oldu bizle paylaşır mısınız?

METE ÖZGENCİL: Teşekkür ediyorum sizlere öncelikle. Şöyle anlatayım süreci; en başta 1999’da 17 Ağustos depremi oldu. Trabzon’da Yeni Türkü’ye yazdığım Nakka şarkısı için klip çekmeye gitmiştik. Gittiğimiz gece sabaha karşı deprem olmuş. Uyandığımızda Trabzon’da elektrikler yoktu. İstanbul yanıyor deniyordu. Telefonlar felçti. Bir gün sonra dönebildik. Döndüğüm şehir, bildiğim şehir değildi sanki. Bildiğim insanlar da keza. ”Elbette” albümü yeni bitmişti. Nasıl olduysa bunu da atlattı insanlar, fazla sıkamadılar canlarını. Tadım kaçmıştı iyice. Çıkan sözler de bilendikçe bilenmeye başladı. Kimseye verilecek gibi değildi. 2000’de Devrim’le tanıştık, Karaoğlu, Los Angeles adıyla DK. Bir başka proje için başlayacaktık, bir kaç seans sonra anladım ki benim söylemem gereken sözlermiş bunlar. O sırada Tarkan’ın “Karma” albümü için buluştuk. “Verme, Uzak, O’na Sor” çıktı. “Benim Olmalı” albümü 2001 de çıktı. Bu sefer de İkiz kuleler olayları patladı. Hatta ”Bir Bana Vurulmuş Ol” un klibi için görüntü yönetmeni Hasan Gergin ile görüşürken Devrim aradı. O bana Dady der, ”Dady televizyonu aç” dedi. Açtım. İkinci uçak gökdelene girdi. Hasan’a döndüm; ”Klip mlip yok, ekonomi bitti” dedim. Bir süre öyle oturduk. Sonra gökdelen penceresinden atlayan adamın duvara çarparak düşüşü….Derken, 2002 krizi…
2003 yılında Nilüfer ”Acılara Son”, 2004 Hepsi gurubu ilk albümünde “Olmaz Oğlan, Çok Güzelsin, Ben Özgür Değilim, Olta, Dün Tattın”, 2004 Hande Yener ”Hoş geldiniz” ve ”Bir İz Gerek”, Yine aynı yıl Mine Çayıroğlu’nun bütün albümü ”Zümrüt Gibi”, 2005 Hande Yener ”Apayrı” albümünde Apayrı, Şefkat Gibi, Nasıl Zor Şimdi, Aşkın Ateşi, Kanat, Sakin Olmalıyım, Unut falan filan derken 2013 Mabel Matiz ”Zor Değil”e kadar geldik işte. Sayarken bunaldım sahiden de 

OKUR YAZAR: Nefes aldıralım size o halde… Oldukça zor sancılı süreçlermiş gerçekten. Peki, 2011 yılında yayınlanan “Zor anahtarı” kitabınızın ön sözüne “Yazmaktan başka tek bir çare vardı bazı geceler, o da çare değildi” demişsiniz bir söyleşinizde.

METE ÖZGENCİL: Evet, bu söz ön sözde var. Gayet anlaşılır aslında, “Yazmaktan başka tek bir çare vardı bazı geceler, o da çare değildi”

OKUR YAZAR: Oldukça derin ve melankolik bir tanımlama geldi. Peki Mete Özgencil ne düşünüyor “yazmak” hakkında? Biraz yazar kimliğinizi konuşmak isterim. Ülkedeki en iyi şarkı yazan, sanata ve hayata bakış açısına dair böyle derinlikler taşıyan sizi bulmuşken hazır…

METE ÖZGENCİL: Kitabın sonunda da bu konudaki fikrim yazılı. “Yazı cehennemde ayakta kalmaya yarıyor” demişim 2004’te. Belki siz öyle diyorsunuz ama geçen günlerde bir müzik eleştirmeni; Söz yazamadığını söylediği bir genç besteci-söz yazarına, madem yazamıyorsun, git güzel söz yazarları var bu ülkede, onlardan al deyip örnek olarak Aysel Gürel’in daha bestelenmemiş birçok sözü var dedi  Yaşayan yok yani:)

OKUR YAZAR: Herkes ahkam kesiyor bu ülkede Mete Bey demek ki.. Peki şöyle sorayım. Şarkı yazmak, hikaye yazmak, senaryo yazmak, şiir yazmak, kitap yazmak..
“Yazmak” hayatınızın en önemli mihenk taşlarından olmalı sizin. “Yalnızlıklarla mı” besleniyor ruh? Siz nasıl anlatırsınız yazma serüveninizi. Ve ne itti sizi yazmaya? Ne zaman fark ettiniz? Yaşamınızdaki esin kaynağı kim olmuştur?

METE ÖZGENCİL: Yazmak seçilecek bir şey gibi gelmedi bana. Üstüme kaldı sanki. Yoksa ben kendimi ressam sanıyordum.

OKURYAZAR: Ah evet, ressam kimliğiniz var aynı zamanda. Çalışmalarınız devam ediyor mu?

METE ÖZGENCİL: Arada bir kalkışıyorum ama resim öyle arada yapılacak bir şey değil. Ya onunsundur ya da hiç bir şeyin!

OKUR YAZAR: Yazmakla ilgili soracağım yine; İnsan mutluyken yazabilir mi?

METE ÖZGENCİL: Hayır. Düşünen birinin mutlu olma tehlikesi yok bu gezegende….

OKUR YAZAR: Peki Mete Bey, “Kitle, sağlığı ve uyukluğuyla gurur duymaya itilirken, derdinden utandırılmakta” diye bir cümleniz var.. Toplum olarak büyük dertler çekmiş, uzun süreçlerden geçmiş bir kuşağın önemli temsilcilerinden olarak olarak, hala derdini saklayan, derdinden utanan bir toplum mu gözlemlediğiniz?

METE ÖZGENCİL: Şu an itibariyle bu tamamen değişti. Yaşayanlar bilir; yıllarca aynı yerde sayan zaman, an gelir ters-yüz olur. Müdanasızlık yaygınlaşsın gayretiydi olanlar. Ciddiyet sıkıcı görünsün ki, imaj jandarmaları yönetsin insanı. Az düşünen insanı tabi. Giderek de hiç düşünmeyen insanı. İnsan öyle bir şey değil elbet. İnsan ”Onur”lu olmayı sever. Uzun süre aşağılanamaz. Sigortalar atıverir. Öyle ”Masum Değiliz, hiçbirimiz” yemez. ”Herkesin mutlaka saklanacak bir suçu vardır”a güvenerek genelleme yapamazsınız. İnsan ”Aşk”sız yaşayamaz. Aşk ise sadece kahramanların başına gelir.

OKUR YAZAR: Edebiyatla ilgili düşünceleriniz neler desek? Sizi etkileyen kitaplar nelerdi bir de?

METE ÖZGENCİL: Berbat bir okurum ben. Yaşamaktan alıkoyup kendimi okutamadım. Bir de okuduğumu sevmişsem onunla uzun zaman meşgul olurdum. Anladım ki ne kadar çok okursam, o kadar az kendim kalacağım. Bu benim için geçerli elbet. Bu arada “Yüz Yıllık Yalnızlık ve Yeraltından Notlar” aklımı uçurmuştu.

OKUR YAZAR: Zamanında Remzi Kitabevi’nin çilek serisi için çok hoş kitap tasarımlarınız oldu. Böyle bir proje ya da tasarım anlamında çalışmalar görebilecek miyiz sizden?

METE ÖZGENCİL: Henüz böyle bir talep almadım…

OKUR YAZAR: Umay Umay’ın bir şarkısında “Ayaz vur vuracaksan, hiç utanmadan kıyamet sende, kop kopacaksan” demiştiniz. Çok etkileyiciydi, bir çok sözünüz gibi. Bu denli yoğun ve az söyleyip nasıl bu denli çok dokunuyor insana sözleriniz, şiir kitabınız da da az ama içi dolu sözcüklerle derinlere dokunmuştunuz..

METE ÖZGENCİL: Umarım dediğin gibidir. İnsanların uzun metinlerle uğraşacak kadar dinç dimağları yok. Onlara bir şey söylemek istiyorsanız kısa, açık ve sahici olmalısın. Bu yüzden seviyorum şarkı sözü denilen şeyi. ”Söz” demek, denecek hale gelecek kadar süzülmüş anlam demek benim için. İster şarkıda ister boşlukta. Yoksa müziğin üstüne kelime yazmakla bir alakası yok dediğimin. Kimileri, mübarek gerdanına inci diziyor sanırsın.

OKUR YAZAR: Bir dönem müzik piyasasında imzanızı her yerde görüyorduk. 2001’de çıkan ilk ve tek albümünüz hala insanların evlerinde, arşivlerinde mevcuttur. Daha sonra albüm yapmayı düşündünüz mü? Düşünüyor musunuz?

METE ÖZGENCİL: Görürdünüz evet. Sonra, kliplerden yazılar kaldırılınca göremediniz.
Şu sıralar tekrar düşündürmeye başladı kendini .

OKUR YAZAR: Türkiye’nin en önde gelen sanatçılarıyla çalıştınız, destek verdiniz. Yollarınız kesişir mi yeni projelerde ve beraber çalıştığınız kimler var, şu sıralar Mete Bey?

METE ÖZGENCİL: Bazılarıyla kesinlikle kesişmez o yol. Şu ara diye isim veremem. Günler ne getirir bilinmez.

OKUR YAZAR: “Cazibe Hanımın Gündüz Düşleri” ve “Gece, Melek ve Bizim Çocuklar”ın sanat yönetmeniydiniz. Ayrıca “Mum Kokulu Kadınlar”ın senaristi. Tekrar bir film yapacak mısınız?

METE ÖZGENCİL: Hiç hevesim yok desem yeridir.

OKUR YAZAR: Sosyal medya hakkında düşünceleriniz neler? Sosyal medyanın hızla yayılmasıyla farklı bir yazar kuşağı ortaya çıkıyor. Ayrıca klipler video platformlarında tıklanmayla değer görüyor artık, Popüler kültürün belki sonucu, siz nasıl görüyorsunuz, baş döndürücü bu süreci?

METE ÖZGENCİL: Çeşitlilik iyidir elbet. Yazışmadan yanayım ben. Konuşunca uçuyor denir ya doğru. Bazı insanlar karşısındakinin hafıza zayıflığına güvenerek konuşuyor zira. ”Niye böyle söyledin” diyorsun, ”ben öyle söylemedim ki” diyor. Yazınca büyük lüks. Dön başa oku, beklerim diyorsun. Uçuyor vatandaş.

OKUR YAZAR: Son Gezi Parkı direnişi hakkında Mete Özgencil neler düşünüyor?

METE ÖZGENCİL: Cetvel değişti diyorum.

Okur Yazar sayfası sosyal medyada kültür sanat edebiyat alanında yepyeni bir heyecan katmak için yola çıkan bir oluşum. Okur yazar sayfasını takip edenlere mesajınız?

METE ÖZGENCİL: İçselleştirmeden, ne okusan ne yazsan, olmaz. Bunun yolu inanmaktan, teslim olmaktan geçer. Bütün iyi niyetinize rağmen karşıysanız, vazgeçme hakkını kullanabilirsiniz demektir.Ben sizi kutluyor ve tüm takipçilerinize selamlarımı iletiyorum. Sevgiyle…

OKUR YAZAR: Bizde size teşekkür ediyor ve sanat hayatınızda sonsuz başarılar diliyoruz Mete Bey….

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s