Batuhan Dedde: “Çapulcunun tekiyim. Ben bunun kitabını yazdım oğlum”

Haftalık söyleşilerimizin bu haftaki konuğu Morfinsiz Çekilen Düş Sancıları adlı facebook sayfasıyla tanınan ve ardından aynı ismi taşıyan kitabıyla geniş kitlelere ulaşmayı başaran Batuhan Dedde’ydi. Bizce, çok keyifli söyleşi oldu. Lafı hiç uzatmayalım…
Görsel
Okur Yazar –  Batuhan Dedde SöyleşisiOKUR YAZAR: Okur Yazar takipçilerine kendinizden, bizim bilmediğimiz Dedde’den bahseder misiniz? Batuhan Dedde’nin hikayesini, neler yaptığını, nasıl bu hale gelebildiğini merak ediyoruz?

BATUHAN DEDDE: Sizin bilmediğiniz bir Dedde yok aslında, İsmail var. O da benim ikinci adımdır. Dolunay zamanlarında ortaya çıkar, kurt adam değil ama. Kayda değer bir hikayesi de yok aslına bakarsan Dedde’nin. Öyle herkes kadar vatandaş işte, herkes kadar insan. Aylaklık eder bol bol, bir şeyler yazar, düşünür, tasarlar, üretir falan. Eskişehir’e taşındım. Aralık ayında İstanbul’dan. Burada yeni bir düzen kurmaya çalışıyorum. Nasıl bu hale geldiğim hakkımda bir fikrim yok ancak hayatıma bir şekilde dahil olmuş bütün iyi ve kötü insanların ortak projesiyim diyebilirim. Bu konuma nasıl geldim, bir yorum yapamam ancak sanırım doğru işler yaptım ya da doğru hamleler oldu. Olmuş. Öyle hissediyorum. Çok dikenli yollardan geliyorum, bu yüzden biraz ayaklarım kanıyor şimdi dinlenmek zamanı çünkü önümde yine kocaman, karanlık ve dikenli yollar olacak tekrardan, biliyorum.

OKUR YAZAR: Batuhan Dedde sözleri bir çok insana ulaşıyor ve insanlar kendilerinden bir şeyler buluyorlar. Hayal eder miydi Dedde yıllar önce böyle bir şeyi? Nasıl gelişti süreç ve artık yazmalıyım dediğiniz zamana ne vakit karar verdiniz?

BATUHAN DEDDE: Evet, ulaşıyor. Bu duruma bazan memnun oluyorum, bazan da maalesef diyorum. Malum, sosyal medya, kontrol edilebilirliği yok. Çığırından çıkıyor bazı mevzular. Yıllar önce demek uzak bir geçmiş ifade eder, 2010’da başladı bu macera. O zaman hayal etmiyordum, bloğumda ben tek başıma takılan bir heriftim. Ben 10 yıldır yazıyorum, yani 10 yıl önce verdim bu yazma kararını ama kitabım olsun diye yazmadım hiç. Öyle uğraştı benim için. Resim yeteneğim yok, ben de yazayım dedim. 2010’da blogtan Facebook’a zıplamamla başladı süreç, sonra gelişti, dolandı, uzadı, büyüdü falan. Şu anda da olduğum konumdayım. Bundan ilerisi olur mu? Olacak. Hedefler büyüdü çünkü.

OKUR YAZAR: Önce Morfinsiz Çekilen Düş Sancıları sonra Rasyonel Şizofreni. Ardından uzunca zaman sıkıntılı süreçler. Ve nihayet 6.45 yayınevi ile çıkan Çapulcu ve tekrar baskıya giren Morfinsiz Çekilen Düş Sancıları…Bu baş döndüren süreçte neler oldu? Ve artık Batuhan Dedde artık sağlam adımlarla ilerliyor diyebilir miyiz?

BATUHAN DEDDE: Neler olmadı ki dostum? Kulağımın arkasına kadar cimaya uğradım. Dolandırmalar, hak yemeler. Ee tabii benim toyluğumdan kaynaklandı hepsi. Birilerine destek olmak için değil de nasıl sikeriz bunu mantığıyla işletilen ticarethanelere denk geldim. Sonra bir buhranlı dönemdi…
Kendimi asmaya yeltendim, psikiyatristim yatarak tedavi olmamı söyledi, yatmayı istemedim. Bir gün sabaha karşı oturuyorum, 6.45’den Şenol Erdoğan ile bir kontakt kurayım dedim. Son şansımı deniyordum kendimce. Yani son şans derken, daha önce bir yayınevine gidip de benim kitaplarımı basar mısınız? Diye sormamıştım, ilk ve son olacaktı bu. Şenol abiden veto yersem bırakacaktım bu yazma işlerini, siktir olup gidecektim bir fabrikada emekliliğime kadar çalışacaktım. Ciddiyim. Sabaha karşıydı, kontakt kurdum Şenol Abi ile… O da sabahın ilk saatlerinde sağ olsun, geri dönüş yaptı. Başımdan geçen her şeyin kısa özetini geçmiştim, o da anladı durumu, dosya istedi benden. Gönderdim. Bir hafta sonra beni aradı, gel sözleşme imzalayalım diye. Sonra gittim, Kaan abi (Çaydamlı) dedi ki; “Yazdıkların hoşuma gittiği için basıyorum aksi durumda bilsem ki 100bin satacaksın, basmam.” “Çok hoşuma gitti bu cümle.” İçimden dedim tamam ben yerimi buldum. Ölümüme kadar 6.45 bassın istiyorum kitaplarımı. Kısmet nasip işleri tabii de. Benden yana bir sorun yok, ben ölümüme kadar onlar çıkartsın istiyorum yazdığım her kitabı. Hatta öldükten sonra da…

OKUR YAZAR: İnanılmaz! Akla hayale gelmeyen, son noktadan tünelin ucunda ışık görmek gibi bir şey bu. Peki, Dedde bunca olanlar içinde kendini ne olarak görüyor artık. Kendi deyimiyle şayir? Yazar? Dedde’ye göre yazmak nedir, yazarlık nedir mesela. Ve ne itmiştir yazmaya? Ne zaman başladı? Yaşamınızdaki esin kaynağı kim oldu ?

BATUHAN DEDDE: Çapulcu. Ben bunun kitabını yazdım oğlum! Çapulcunun, itin, uğursuzun tekiyim. Yazarlık kısmını kabul etmiyorum dostum. Şimdi bu memlekette Yusuf Atılgan’da yazar sıfatıyla anılıyor, Pucca vb de… İkinci şıktakiler olmasa, ben Yusuf Atılgan ve diğer yazarların yanında yer silen bir konumda olmaktan bile gurur duyarım ama işte ikinci şıktaki insanlar da yazar sıfatını aldığı için yazar kelimesini kabullenmiyorum. Evet, doğrudur şayirim. Ben bu memleketin ilk ve tek şayiriyim şu anda. Bunu saçmalık olarak görenler var, e zaten ben de saçma sapan bir adamım. Sırıtmıyor üzerimde yani. Yazar sıfatı yerine henüz bir şey uyduramadım, onu da bulursam şayirliğin yanına ekleyeceğim.

OKUR YAZAR: Morfinsiz Çekilen Düş Sancıları sonra Rasyonel Şizofreni ve Çapulcu ile üç kitabı olan yüzbinlerin takip ettiği yalnız bir adam? Neler kattı bunca zaman size? Kitaplarınızdan bahseder misiniz bizlere? Adlarına nasıl karar verdiniz ? Bilmeyenler adına neler içeriyorlar nelerden bahsediyorsunuz? Bir de, devamı gelecek mi?

BATUHAN DEDDE: Yalnızlık güzeldir moruk. Herkes yalnız aslında ama kimse farkına varmıyor ya da varmıyormuş gibi yapıyor. Neyse burada yalnızlık şöyledir böyledir diye edebiyat parçalamak istemiyorum ama huzurlu ve dikenli bir şey. Bunca zaman tecrübe kattı. Tecrübe nasıl edinilir, söylemeye gerek yok sanırım herkes az çok biliyordur… Adlarına gelişi güzel karar verdim. Morfinsiz Çekilen Düş Sancıları, ergen bir veletken yazdığım bir şiirin içerisinde geçiyor, oradan aldım. Rasyonel Şizofreni; bir şizofrenin ağzından günlük yazıyordum. “Belki de bendim o adam bilemiyorum.” Bazan bu konuda şüpheye düşüyorum. Acaba şizofren miyim? Diyorum kendi kendime. Sonra olur mu lan öyle şey diyorum. Sonra da ya sahiden şizofrensem ve kendimi kandırmaya çalışıyorsam olur mu öyle şey diyerekten sanrıya düşüyorum. Çapulcu ise ben Yedinci Yeni akımını ortaya attığımda iki tane benden daha dangalak herifin bana ettiği bir hakarettir. Yani onlar hakaret ediyorum sandılar ama benim çok hoşuma gitti bu Çapulcu kelimesi. O zamanlar da kitaba isim arıyordum. Dedim tamam bulmuş herif kitabın ismini. Morfinsiz; şiyirlerimden oluşan bir kitap. Rasyonel Şizofreni; denemelerimden oluşuyor. Çapulcu ise öykülerden… Devamı ise gelecek elbette. Hazırlığını tamamladığım bir şiyir kitabı var şu anda. Bitti. Sonbaharda basılmayı bekliyor. Aynı zamanda bir de roman üzerinde çalışıyorum. Onu da sonbahar ya da yılbaşına yetiştirmeye çalışıyorum, bakalım neler olacak. Kalabalık da yapmak istemiyorum pek Şenol Abiler için çünkü Rasyonel Şizofreni de basılacak daha basılmadı… Ulan ne konuştum arkadaş ya… Sus desene oğlum sende!

OKUR YAZAR: Susmayın, güzel gidiyor. Sorular bitmez. Merak da. En çok hangi yazarları okuyorsun? Kimlerden etkilendin? Hangi tür kitapları okumaktan hoşlanıyorsun ve kitap seçerken belirli bir tarzın var mı?

BATUHAN DEDDE: İlla şu olacak, şunu okuyayım diye bir kaidem yok. Güzel bir şey bulursam okuyorum. Etkilenmekten kastın? Yazmak konusunda ise, etkilenmiyorum. Ama okuduğumda “Hassiktir ya!” demekse etkilenmek; Cemal Süreya gelir en başında… “Ölümcül.” Edip Cansever’in şiirlerindeki o yalnızlık da çok pis etkiler beni. Allah çarpmışa dönerim. Genelde Yeraltına ait kitaplar okumaktan hoşlanırım. Kitap seçerken de belirli bir tarzım yok ama çerez kitapları almam asla. Korsan bile almam. Bestseller dedikleri zımbırtılar, dizüstü dedikleri boktan şeyler. Onları okumam. Almam. Okuyana, alana da karşı çıkarım. Uyuz bir herifim çünkü. Bunların dışında ne bulursam okurum, güzelse…

OKUR YAZAR: Dedde’yi geniş bir kitle sosyal medyadan tanıdı, hatta ilk kitabı olanlardan biriydi. Şimdi de yüzbinler takip etmeye devam ediyor. Peki sizin sosyal medya edebiyatı ilgi hakkındaki düşünceleriniz? Ve buradaki süregelen sayfalardaki takipçi sayıları, aboneleriniz, twitterda takip edenleriniz? Nereye varır bu serüven?

BATUHAN DEDDE: Soruya kıl oldum. Tamam, sosyal medyada tanınmış, göze batmış bir adam olabilirim ama asla öyle bir tür edebiyat icra etmiyorum. Ki ben zaten edebiyat icra ettiğimi de iddia etmiyorum. O türe edebiyat da diyemem, Cemal Süreya çarpar. O şey hakkında hissettiklerimi yukarıda cümle aralarında bulabilirsin. Bu serüvenin nereye varacağını söyleyeyim ben sana. Bir yere varmayacak sanırım. Ben koşuyorum hedeflerime de, sosyal medya yan etken şu an için. Başlangıçta öyle değildi elbet ama bir roman tasarlıyorum. O romanın tasarımı bitip raflara düştükten sonra aynen uzay mekiğinden ayrılan kapsüller gibi olacak. Sonra sosyal medya alanı genişler belki ancak ben daha hızla koşmaya devam edeceğim.

OKUR YAZAR: Dedde’nin yetenekli bulduğu, sosyal medyada yazılarını okuduğu isimler var mı?

BATUHAN DEDDE: Var ama söylemem. Neden söylemem? Söylemiştim; uyuz bir adamım. Birincisi sevmiyorum öyle şu güzel diye işaret etmeyi. İkincisi insanlar kendileri keşfetsinler bunu. İyi ve doğru olan bu. Beni kimse reklam etmedi moruk, beklentiye de girmedim bu yönde. Her şey kendiliğinden gelişti.

OKUR YAZAR: Kendin yazmak için şartlandırır mısın? “Günde şu kadar yazmalıyım” gibi; yoksa fikirleriniz geliştikçe mi yazarsın? Ya da sürekli kafanızda cümleler uçuşur mu?

BATUHAN DEDDE: Umrumda olmaz. Aman oturayım da şiyir yazayım ya da başka bir şey demem. Bunu deseydim ve uygulasaydım belki 4 değil 14 kitabım olurdu ama içeriği boktan olurdu. Kaliteli bir şey yapmadıktan sonra aman nasılsa alıp okurlar diye bir ürün yaratmak, edebiyata tecavüz etmektir bana göre. Hüseyin Üzmez’ci tayfadan değiliz çok şükür. Bak bunu yapan, bu tecavüzü yapan insanlar var ve çok para kazanıyorlar. Elif falan? Anladın mevzuyu. Kafamın içinde cümleler değil de sürekli bir düşünce hali mevcut. Bazan rahatsız ediyor beni. Uykuda bile bir şeyler düşünüyorum. Hastalıklı bir hal bu.

OKUR YAZAR: Çağdaş Türk Edebiyatı hakkındaki düşüncelerin neler? Geçinebilecek kadar para kazanabiliyor musun? Ya da şöyle diyeyim Para kazanmak için başka neler yapıyorsun?

BATUHAN DEDDE: Dostum şu anda olan şey Çağdaş Türk Edebiyatı değil bence. Çağdaş Cemaat Edebiyatı. Onun hakkında düşündüklerimin de birkaç saat evvel üzerine sifon çektim. Kitap yazıyorum deyip para kazanmak, geçiniyorum demek… Acayip ironi bu memlekette. Ha bir gün bende isterim elbet, kitap yazayım yatayım olduğum yerden aksın para. Böylece daha çok şey okur daha fazla araştırma yapar daha fazla şey öğrenir ve daha güzel şeyler yazabilirim. Ama burası Türkiye. Geçinmek için bir sürü iş yaptım. Garsonluk, tezgahtarlık, reklamcılık. Şu sıralarda pazarcılık yapıyorum. Süper eğlenceli iş.

OKUR YAZAR: Kendi kitaplarını yayınlatmak isteyenlere örnek olmak açısından ilk kitabınızı yayınlatma maceranı anlatır mısın? Ve cidden bu süreçte neleri doğru neleri yanlış yaptın? Tecrübelerinden yola çıkarak, tavsiyelerin?

BATUHAN DEDDE: Çok yanlış adama, çok yanlış yerden sordun. Bu yönde bir macera anca onları üzer. Çünkü beni üzdüler. Macera değil daha çok kurgulanmış bir gerilim filmi gibi şeyler oldu. Neleri doğru yaptım, ödün vermedim. Yani bir yerde kırmızı yazdıysam, yayıncı onu pembe yap dediyse sikimde olmadı. Kırmızı yazdım, kırmızı kalacak! Yanlışım ise birtakım kimselere koşulsuz güvenmek oldu. Salak salak sözleşmelere imza atmak. Sonra da süzme bir mal gibi hakkımı aramamak. Bu cümlelerden de gerekli tavsiyeleri çıkartırlar o arkadaşlar. Kaldı ki ben kendimi tavsiye verecek kadar olgunlukta bulmuyorum.

OKUR YAZAR: Dedde’ye yön veren ve başucu saydığın kitaplar ile en son okuduğun kitaplar neler desek?

BATUHAN DEDDE: Yok öyle bir kitap. Yani yön veren kitaplar yok. İnsanın yönünü tercihleri tayin eder, kitaplardan sadece bu tercihleri nasıl yapması gerektiğini öğrenir. Bugüne kadar okuduğum bütün kitaplar da bu yansımayı yaptılar bana. Bu şekilde yardımcı oldular. En son Sadık Hidayet’in Kör Baykuş’u okudum. 2 yıldır duruyordu rafta, geçenlerde dedim bir okuyayım şunu artık… Kitabı bitirince kendimi tokatlayacaktım neden daha önce okumadım diye. Ondan önce de Fante’nin Toza Sor’unu okumuştum, sağlam kitap!

OKUR YAZAR: Hangi tür müzikler dinliyor ne ile besleniyor edebi hayatın, kült filmlerin hangileri mesela?

BATUHAN DEDDE: Orhan Gencebay da dinliyorum, Vivaldi de, Çaykovski de, Güllü de, Massive Attack da… Pis ve bulanık bir müzik zevkim var. Mide kaldırmaz bu kadarını. Edebi hayatımı küspe ile besliyorum demek geçti içimden. Neyle beslendiğinden bende pek emin değilim. İnsan yiyor olabilir mi? Çok kanlı olduğunu söylüyorlar çünkü…Sanırım beynimle besliyorum onu. Öyle kült filmim yoktur. Film kültürüm de müzik kültürüm gibi pis ve bulanık. Bulanık demişken mesela Spun’u da çok severim, Kemal Sunal’ın Garip filmini de. Ama her şeye rağmen film olaylarım müzik olaylarıma göre daha kalitelidir.

OKUR YAZAR: Dedde, 10 yıl sonra kendini nerede görüyor?

BATUHAN DEDDE: Kirli paltom ve yağlanmış sakallarımla kırmızı ışıkta duran araçlardan 1 lira da istiyor olabilirim, bir film setinde yönetmen konumunda da ya da başka bir şekilde. Bilemiyorum bunu. Ben ikinci şıktan yanayım. Yönetmen olabilsem güzel olurdu. Olurum belki bir gün.

OKUR YAZAR: Seni takip edenlere söylemek istediklerin? Bundan sonra neler bulacağız yazılarında? Ve yeni projeler var mı?

BATUHAN DEDDE: Rahmetli Müslüm Baba der ki; “Ne diyeyim sevgilim her şey gönlünce olsun” her röportajın sonunda bunu söylemek adet oldu. İkincisi sen benim sevgilim değilsin! Bundan sonra neler bulacağız yazılarımda ben de merak içerisindeyim. Bir ara Cemal Süreya olma projem vardı. Ortak bir projeydi bu. Çok büyük bir ortaklıktı. Poli ile. Sonra şirketi tasfiye etmek zorunda kaldık ortak yüzünden. Ne diyorum ben ya?

OKUR YAZAR: Son olarak Okur Yazar sayfası yazılarını ve de sözlerinizi paylaşarak yanınızda oldu. Okur yazar sayfasını takip edenlere mesajın?

BATUHAN DEDDE: Sağ olsun Okur Yazar sayfası. Allah onların tuttuğunu keser sapı gibi yapsın! Yanlış anlama, sağlamlık açısından diyorum dostum. Bir mesajım yok aslında ama bilsinler ki bunları cevaplarken kafam güzel falan değildi. Normal tabiatım bu yani. Dikkat etsinler kendilerine. Oldu, teşekkürler.

OKUR YAZAR: Biz teşekkür eder, başarıların devamını dileriz Dedde…

Reklamlar