Dilek Erkılınç: “Yazmanın okulu yok, yüreği var”

Okur Yazar her hafta sosyal medyada ve yazdıklarıyla ilgi gören, takip edilen bir isimle yaptığı söyleşilerine bu hafta Kırmızı Bavul adlı şiir kitabıyla tanıdığımız Dilek Erkılınç ile devam ediyor. Hatırı sayılır bir okur tarafından takip edilen, dizelerindeki doğallık ve hüzünle dikkat çeken Dilek Erkılınç’a sorduk, kendisi de samimiyetle cevapladı.

Görsel

Okur Yazar – Dilek Erkılınç söyleşimiz

OKUR YAZAR: Okur Yazar takipçilerine kendinizden bahseder misiniz Sayın Erkılınç?

DİLEK ERKILINÇ: Ben sadece yazma uğraşında olan herhangi biriyim.

OKUR YAZAR: Dilek Erkılınç’ ın hayat felsefesi ve de hayata bakışı ne oldu hayatı boyunca?

DİLEK ERKILINÇ: Canlılık. Yaşıyorsak; göreceğiz, duyacağız, konuşacağız.

OKUR YAZAR: Kitabınızdan bahseder misiniz? Hangi duygularda kaleme aldınız ? Devamı gelecek mi? Bilgi verebilir misiniz bizlere?

DİLEK ERKILINÇ: Kitabımı şiir-metin şeklinde yazdım. Ruhumun ve yansıyanların aynı potada eritildiği bir arşiv oldu benim ve okurlarım için. Devamı için neden olmasın.

OKURYAZAR: Peki Dilek Erkılınç’ın ruhunun derinliklerinden gelen sesler kimler? Yani; “Hayatınızı değiştiren” Etkilendiğiniz şair/yazarlar?

DİLEK ERKILINÇ: Edip Cansever’i, Cemal Süreya, Turgut Uyar gibi geçmişte yaşamış ve günümüzde de çok tanınmış şairleri -ki ne mutlu, severim. Sylvia Plath, Tezer Özlü, Furuğ Ferruhzad, Nilgün Marmara ve Birhan Keskin gibi isimleri de çok okudum. Onlar benim ruhumun aynası gibi ve elbette dünya klasikleri. Tek tek saymaya dahi gerek yok. Her insanın okuması gereken kitaplar. Birçok da Türk romanları okudum.

OKUR YAZAR: Sosyal medya sayesinde sizi tanıyabildik. Sizin, sosyal medya edebiyatı ilgi hakkındaki düşünceleriniz?

OKUR YAZAR: Yazmak deyince?

DİLEK ERKILINÇ: Öncelikle iyi bir okur olduğumu düşünüyorum. Amatör-profesyonel hiç fark etmez. Bir cümlesinin dahi bana dokunması yeter. Tabir-i caizse gün ışığına çıkmamış, tanınmayan o kadar çok iyi kalemler var ki. Bu yüzden yazmanın okulu yok. Yüreği var.

DİLEK ERKILINÇ: Sosyal medya edebiyatı eşittir dizüstü edebiyat. Herkesi katmayayım ama bunu iyi kullananlar ve kötü kullananlar olarak ayırt etmekte fayda var. Bir kesim okuduklarının ya da burada paylaştıklarının hangi kaynaktan alındığını dahi bilmeyecek kadar dışındalar bu işin. Bir kesim ise gerçekten edebiyatı seviyor. Burada gördüğünüz bir ismi herhangi bir edebiyat söyleşisinde görmeniz neredeyse olanaksız. Gördükleriniz ise sadece burayla sınırlı olmadıklarını ortaya koyuyor.

OKUR YAZAR: Yetenekli bulduğunuz, sosyal medyada yazılarını okuduğunuz isimler var mı? 

DİLEK ERKILINÇ: Elbette var. Bir çoğu da bunun bilincinde. Tek tek isim vermek istemiyorum. Zira aralarında unuttuklarım olmasın ya da benim henüz keşfetmediklerim olabilir.

OKUR YAZAR: Size yön veren, başucu saydığınız kitaplar neler ve tabii ki merak ediyoruz en son okuduğunuz kitapları?

DİLEK ERKILINÇ: Bana yön veren genelde dergiler oluyor. Orada birçok büyüğümüz ya da akranımız deneyimlerini paylaşıyor. Edebiyat dergilerini daha sık takip ederim. En son 2. kez John Steinbeck-Fareler ve İnsanlar’ı okudum. Şu sıralarda elimde bir çeviri roman var. Anya Seton’a ait.

OKUR YAZAR: Klasik sorumuz: Dilek Erkılınç 10 yıl sonra kendini nerede görüyor?

DİLEK ERKILINÇ: 10 yıl sonra hayatta olursam, çok mutlu olacağım Tanrım !

OKUR YAZAR: Sizi takip edenlere söylemek istedikleriniz. Bundan sonra neler bulacağız yazılarınızda?

DİLEK ERKILINÇ: Bundan öncekilerden çok farklı bir Dilek olmayacak yazım anlamında. Deneme, şiir şeklinde, bana ait olan kabuğun içinden kırılacağım. Bazen kabuğuma çekileceğim. Böyle sürüp gidecek.

OKUR YAZAR: Son olarak Okur Yazar sayfasını takip edenlere mesajınız?

DİLEK ERKILINÇ: Okur Yazar’a bana verdikleri değer, tek cümleme dahi dokundukları yürekler için teşekkür ederim.

OKUR YAZAR: Biz teşekkür eder, yolunuzun açık olmasını temenni ederiz Sayın Dilek Erkılınç…

12.02.2013

Reklamlar