Dilek Erkılınç: “Yazmanın okulu yok, yüreği var”

Okur Yazar her hafta sosyal medyada ve yazdıklarıyla ilgi gören, takip edilen bir isimle yaptığı söyleşilerine bu hafta Kırmızı Bavul adlı şiir kitabıyla tanıdığımız Dilek Erkılınç ile devam ediyor. Hatırı sayılır bir okur tarafından takip edilen, dizelerindeki doğallık ve hüzünle dikkat çeken Dilek Erkılınç’a sorduk, kendisi de samimiyetle cevapladı.

Görsel

Okur Yazar – Dilek Erkılınç söyleşimiz

OKUR YAZAR: Okur Yazar takipçilerine kendinizden bahseder misiniz Sayın Erkılınç?

DİLEK ERKILINÇ: Ben sadece yazma uğraşında olan herhangi biriyim.

OKUR YAZAR: Dilek Erkılınç’ ın hayat felsefesi ve de hayata bakışı ne oldu hayatı boyunca?

DİLEK ERKILINÇ: Canlılık. Yaşıyorsak; göreceğiz, duyacağız, konuşacağız.

OKUR YAZAR: Kitabınızdan bahseder misiniz? Hangi duygularda kaleme aldınız ? Devamı gelecek mi? Bilgi verebilir misiniz bizlere?

DİLEK ERKILINÇ: Kitabımı şiir-metin şeklinde yazdım. Ruhumun ve yansıyanların aynı potada eritildiği bir arşiv oldu benim ve okurlarım için. Devamı için neden olmasın.

OKURYAZAR: Peki Dilek Erkılınç’ın ruhunun derinliklerinden gelen sesler kimler? Yani; “Hayatınızı değiştiren” Etkilendiğiniz şair/yazarlar?

DİLEK ERKILINÇ: Edip Cansever’i, Cemal Süreya, Turgut Uyar gibi geçmişte yaşamış ve günümüzde de çok tanınmış şairleri -ki ne mutlu, severim. Sylvia Plath, Tezer Özlü, Furuğ Ferruhzad, Nilgün Marmara ve Birhan Keskin gibi isimleri de çok okudum. Onlar benim ruhumun aynası gibi ve elbette dünya klasikleri. Tek tek saymaya dahi gerek yok. Her insanın okuması gereken kitaplar. Birçok da Türk romanları okudum.

OKUR YAZAR: Sosyal medya sayesinde sizi tanıyabildik. Sizin, sosyal medya edebiyatı ilgi hakkındaki düşünceleriniz?

OKUR YAZAR: Yazmak deyince?

DİLEK ERKILINÇ: Öncelikle iyi bir okur olduğumu düşünüyorum. Amatör-profesyonel hiç fark etmez. Bir cümlesinin dahi bana dokunması yeter. Tabir-i caizse gün ışığına çıkmamış, tanınmayan o kadar çok iyi kalemler var ki. Bu yüzden yazmanın okulu yok. Yüreği var.

DİLEK ERKILINÇ: Sosyal medya edebiyatı eşittir dizüstü edebiyat. Herkesi katmayayım ama bunu iyi kullananlar ve kötü kullananlar olarak ayırt etmekte fayda var. Bir kesim okuduklarının ya da burada paylaştıklarının hangi kaynaktan alındığını dahi bilmeyecek kadar dışındalar bu işin. Bir kesim ise gerçekten edebiyatı seviyor. Burada gördüğünüz bir ismi herhangi bir edebiyat söyleşisinde görmeniz neredeyse olanaksız. Gördükleriniz ise sadece burayla sınırlı olmadıklarını ortaya koyuyor.

OKUR YAZAR: Yetenekli bulduğunuz, sosyal medyada yazılarını okuduğunuz isimler var mı? 

DİLEK ERKILINÇ: Elbette var. Bir çoğu da bunun bilincinde. Tek tek isim vermek istemiyorum. Zira aralarında unuttuklarım olmasın ya da benim henüz keşfetmediklerim olabilir.

OKUR YAZAR: Size yön veren, başucu saydığınız kitaplar neler ve tabii ki merak ediyoruz en son okuduğunuz kitapları?

DİLEK ERKILINÇ: Bana yön veren genelde dergiler oluyor. Orada birçok büyüğümüz ya da akranımız deneyimlerini paylaşıyor. Edebiyat dergilerini daha sık takip ederim. En son 2. kez John Steinbeck-Fareler ve İnsanlar’ı okudum. Şu sıralarda elimde bir çeviri roman var. Anya Seton’a ait.

OKUR YAZAR: Klasik sorumuz: Dilek Erkılınç 10 yıl sonra kendini nerede görüyor?

DİLEK ERKILINÇ: 10 yıl sonra hayatta olursam, çok mutlu olacağım Tanrım !

OKUR YAZAR: Sizi takip edenlere söylemek istedikleriniz. Bundan sonra neler bulacağız yazılarınızda?

DİLEK ERKILINÇ: Bundan öncekilerden çok farklı bir Dilek olmayacak yazım anlamında. Deneme, şiir şeklinde, bana ait olan kabuğun içinden kırılacağım. Bazen kabuğuma çekileceğim. Böyle sürüp gidecek.

OKUR YAZAR: Son olarak Okur Yazar sayfasını takip edenlere mesajınız?

DİLEK ERKILINÇ: Okur Yazar’a bana verdikleri değer, tek cümleme dahi dokundukları yürekler için teşekkür ederim.

OKUR YAZAR: Biz teşekkür eder, yolunuzun açık olmasını temenni ederiz Sayın Dilek Erkılınç…

12.02.2013

Reklamlar

Pemra Oğuz: İnsanlar, yapmaktan utanmadıkları ‘şeyleri’ okumaktan da utanmasınlar

Okur Yazar; önce Ali Lidar ile başlattığı, Harun Atak ile sürdürdüğü söyleşi yolculuğuna, bu hafta “Utanmazlık Mahareti” kitabı ile hayatımıza giren, şiirin sıra dışı ismi Pemra Oğuz ile tam gaz devam ediyor. Lafı uzatmayalım, buyrun söyleşimize…

Görsel

OKUR YAZAR: Sizi bilmeyenler, tanımayanlar için takipçilerimize Pemra Oğuz’dan bahseder misiniz biraz?

PEMRA OĞUZ: En zor olanı insanın kendini anlatma çabasıdır. Kimileri bayılır buna ama ben sözü şiire bırakıyorum. Yani aslında tam bir “Utanmazlik Mahareti”yim. Merak edenler cevabı kitabımda bulabilirler.

OKUR YAZAR: Utanmazlık Mahareti kitabınız çıktı ve hakkında iyi şeyler duyuyoruz. Biraz anlatır mısınız okurlarımıza Utanmazlık Mahareti’nin hikayesini…

PEMRA OĞUZ: Utanmazlık Mahareti, yaşanmışlıklardan, empatiyle yoğrulmuş çıkmazlardan ıralanma, uyuşturucu, seks ve iktidarın köleleştirdiği ruhlara istifra biçimimdir. Şiirimin asıl öznesi, konusu, asıl nesnesi insandır ve bu temelde erotizm kaçınılmazdır.

OKUR YAZAR: Edebi hayatınızda desteği olan isimler var. Bedri Baykam, Fuat Çiftçi başta olmak üzre. Nasıl gelişti, biraz anlatır mısınız ve bu sizde nasıl bir sorumluluk hissettiriyor?

PEMRA OĞUZ: Bedri Baykam! Çok büyük bir değerdir. Şiirime ilk inanan, ilk elini uzatan, sonsuz saygı ve sevgi beslediğim bir dost bir sanatçıdır. 2 sene önce düzenlediği Şehvetin Tadı Sergisi’nde resimlerle beraber şiirlerimi de sergileyerek ve kitabımın arka kapak yazısını büyük bir içtenlik ve samimiyetle yazarak bana olan desteğini göstermekten hiç kaçınmamıştır.

Kitap yolculuğumda ise, Şiiri Özlüyorum Dergisi’nin mütevazi sahibi Fuat Çiftçi’nin bana hem dergisinde şiirlerime yer vererek hem de şu an ki yayın evim Venedik Yayınları’nın sahibi Harun Atak’ la yollarımızı kesiştirerek ve şiir üzerine yaptığımız sohbetlerle bana katkısı büyüktür. Bu vesile ile ismi geçen herkese buradan tekrar teşekkür etmek isterim. Önemli olan inandığınız yolda size de inanan insanlarla yürüyebilmektir. Bu yönden kendimi çok şanslı hissediyorum.

Bu isimlerin benim üzerimde yarattığı sorumluluğa vereceğim güzel cevap ikinci kitabım, yolda.

OKUR YAZAR: Peki Pemra Oğuz’un “hayatını değiştiren” etkilendiği şair/yazarlar kimler desek?

PEMRA OĞUZ: Elbette çok önemli isimler var. Marquise de Sade, Charles Bukowski, Andre Breton, Küçük İskender, Enis Batur, Edip Cansever, Charles Baudelaire, Arthur Rimbaud aklıma gelen ustalar.

OKUR YAZAR: Sosyal medya edebiyatı ilgi hakkındaki düşünceleriniz? Yetenekli bulduğunuz, sosyal medyada yazılarını okuduğunuz isimler var mı?

PEMRA OĞUZ: Antoloji anlamında sanal mecrada takip ettiğim kimse yok. Kitaplara ve dergilere sadık kalanlardanım.

OKUR YAZAR: Dergilerde şiirleriniz yayımlanıyor. Nerelerde okuyabilirz, bahseder misiniz ? Bir de nasıl görüyor basılı mecranın geleceğini, Pemra Oğuz?

PEMRA OĞUZ: Dergilerin bir kısmını yazar-konu içeriğinde kısır döngü içinde buluyorum. Gelenekselciliğe bağlı yenilikçilikten uzaklar. Edebiyatta ki “mafyacılık” ve “kollanacılık” artık itici bir hal almış durumda. Herkes birbirine silahını kalemiyle çekerken maalesef kan görmüyorsunuz diye can kaybetmediğimizi sanmayın. Bu yüzden sıkı takipçisi olduğum dergiler dışında diğerlerine raflarda göz atıp geçiyorum, tıpkı onların bir çok genç şair adaylarına yaptıkları gibi.

OKUR YAZAR: Size yön veren ve başucu saydığınız kitaplar ile en son okuduğunuz kitaplar desek?

PEMRA OĞUZ: Uzun bir listem olacak merak edenler için;
Başucu kitaplarım; Frederich Nietzsche – Böyle Buyurdu Zerdüşt / Charles Baudelaire – Kötülük Çiçekleri / Charles Bukowski – Kadın / Kosinski- Boyalı Kuş / Marquise de Sade – Kötülükle Kamçılanan Kadın, Sodom’ un 120 günü/ Alain de Botton – Felsefenin Tesellisi / Jean Paul Sartre – Uyanış, Varlık ve Hiçlik / Küçük İskender – Periler Ölürken Özür Diler, Bir Delinin Ot Defteri / Virgine Despentes – Düz beni / Paul Verlaine – Erotik Şiirler.

En son okuduklarım; Dahiler ve Aşkları – Özcan Erdoğan / Yağmur Kızı Böyle Diyor – Lale Müldür / Arkadaşım Orhan Kemal ve Mektupları – Fikret Otyam / Modernleşme ve Modern Türk Şiiri – Metin Cengiz / Sanatın Felsefesi Felsefenin Sanatı – Mehmet Yılmaz / Tanrı Yanılgısı – Richard Dawkins

OKUR YAZAR: Klasik sorumuz ama Pemra Oğuz 10 yıl sonra kendini nerede görüyor?

PEMRA OĞUZ: Tanrı cömert davranır ve ben 10 yıl daha yaşarsam, ruhumun hayalarıyla oynadıkça “birileri” zihinsel kasılmalarım ağzımdan hep şiirle boşalacak.

OKUR YAZAR: Pemra Oğuz’u sanata dair derin bakış açısıyla, hayatımıza giren; dizeleriyle aşkın ve cinselliğin içinde kayboluşlar ararken, kendi ritüelinde; sert söylemleriyle içindeki acıyan yanlarını bizlere gösteren bir şair olarak tanımaya başladık. Sizi takip edenlere sizin söylemek istedikleriniz neler? Bundan sonra neler bulacağız yazılarınızda?

PEMRA OĞUZ: Hep söylediğim gibi; Aşina olunanı aykırı bir dille sunuyor olmam bir seçim ama kurgu asla değildir. Ben işe okuyucunun dört duvarından birini yıkmakla başladım. Şiirimde erotik imgelere rastlamak mümkünken bundan rahatsız olan kesimde çok fazla. Şiirimle o zihniyete diş göstermeye ve erotik imgelere semptom muamelesi yapanlara orta parmak kaldırmaya devam edeceğim!

OKUR YAZAR: Son olarak Okur Yazar sayfası olarak, sizin dizelerinizi, sözlerinizi takipçilerine duyuran bir sayfayız. Bu bağlamda, Okur yazar sayfasını takip edenlere mesajınız?

PEMRA OĞUZ: Öncelikle bu söyleşi ile kendimi ifade etmem fırsat verdiğiniz için size teşekkür ediyorum. Okur yazar sayfanızdaki paylaşımları ilgiyle takip ediyorum ve tüm okuyucularıma yapmaktan utanmadıkları ” şeyleri ” okumaktan da utanmamalarını öneriyorum.

Okur YAZAR: Biz de vaktinizi ayırdığınız için teşekkür ediyoruz ve edebi yolculuğunuzda başarılar diliyoruz. Yolunuz açık olsun Pemra Oğuz.

05.02.2013

Harun Atak: Şiir için taşın altına elimi değil, gövdemi koymayı düstur edindim”

Okur Yazar; geçen hafta Ali Lidar ile başladığı sevdiğiniz, merak ettiğiniz isimler ile yaptığı söyleşileri yayımlamaya devam ediyor. İkinci söyleşimiz, genç yaşta iki edebi ödül kazanan ve edebiyat dünyasında yankı uyandıran dizelerin altına imzasını atan Harun Atak!
Görsel
Okur Yazar – Harun Atak Söyleşimiz 

OKUR YAZAR: Harun Atak’tan bahseder misin biraz. Kimdir?
HARUN ATAK: Yazarken kendimi anlatmayı sevmediğim gibi söyleşilerde de bu tip soruları yanıtlamayı pek beceremem. Ben: ben’im. Yaşıyorum, okuyorum ve yazmaya çalışıyorum. Yaşamak, daha çok okumak ve daha az yazmak istiyorum. Hepsi bu.OKUR YAZAR: Genç yaşta iki şiir kitabın yayımlandı ve her ikisiyle de iki önemli şiir ödülünü aldın. Bunun sırrı nedir? Açıklar mısın?

HARUN ATAK: Şans diyelim. Ben kendimi kazdım, kendimden baktım evrene. Sonra rastlantı tanrısı beni has, sıkı şiirlerle, şairlerle tanıştırdı. Onları okudukça, daha çok sarıldım şiire. Attığım her adımda şiiri düşünmeyi, şiir için taşın altına elimi değil, gövdemi koymayı düstur edindim. Ben inatla şiire yürürken, o da bana kayıtsız kalmamış olabilir. Yazdığım şiirlerin ödüle değer görülmüş olmasıysa; büyük sorumluluk ve onur vericiydi. Taşımaya çalışıyorum, çalışacağım.OKUR YAZAR: Sosyal medya edebiyatı hakkındaki düşüncelerin nelerdir?

HARUN ATAK: Salt onunla olmaz. Onsuz da kalınmaz. Kalınmamalı. Yine de ben; kâğıdın, kitabın büyüsüne inananlardanım.

OKUR YAZAR: Şiirlerini ve yazılarını takip ettiğin isimler var mı?

HARUN ATAK: Elbette. Ben bir antoloji olarak ‘geleneği’, benden önceki kuşakları ve çağdaşlarımı okumayı hep önemsedim. Sevdiğim, takip ettiğim isimler yaptığım işlere, yazdığım yazılara, durduğum yere bakıldığında görülebilir. Ayrıca isim anarak işaret etmeye gerek olmadığını düşünüyorum.

OKUR YAZAR: Aynı zamanda Venedik Yayınları ve bünyesindeki Noktürn Yayınları’nın genel yayın yönetmenliğini üstleniyorsun. Yayın evinden kimlerin kitabı çıktı, yeni projeler, kitaplar var mı?

HARUN ATAK: Haziran 2012’de edebiyat ve şiir yayıncılığına kendi mütevazı katkımızı yapabilmek düşüncesi ve iştahıyla başladık yolculuğumuza. Ne kadar zorlu bir yol olduğunun bilincinde, elimizden geldiğince, yeni kitaplar yayımlama sevincini yaşamayı sürdürmek istiyoruz. Henüz fırına vermek üzere olduğumuz yeni kitaplardan bazılarıysa; Enis Batur, Hüseyin Peker, Kahraman Çayırlı, Tamer Sağır ve Nefise Karataş imzalarını taşıyorlar.

Şimdiye kadar 5 kitap Noktürn Yayınları yayın markamızla, 5 kitap da Venedik Yayınları bünyesinde yayımladık.

Noktürn Yayınları :Yitik Baykuş (2. Basım) – Azad Ziya Eren/ Yağmur Kızı Böyle Diyor – Lâle Müldür / Mi Bemol – Nurduran Duman /Akvaryum Konuşkanı – Emin Kaya / Gecel (2. Basım) – Harun Atak

Venedik Yayınları :Saf Acı – Jan Ender Can / Ağlama Meleği (3. Basım) – Jan Ender Can/ Kurtarılmış Yazılar – Necmi Selamet/ Utanmazlık Mahareti – Pemra Oğuz /Futbolun Romantik Çocukları – Osman Aktaş

OKUR YAZAR: “Hayatınızı değiştiren” etkilendiğiniz şair/yazarlar kimlerdir?

HARUN ATAK: İlhan Berk, Enis Batur, St. Mallarmé, C. Baudelaire diyebilirim.

OKUR YAZAR: Size yön veren ve başucu saydığınız kitaplar ile en son okuduğunuz kitaplar nelerdir?

HARUN ATAK: Başucu kitaplarımın listesi uzun olacak. Şöyle söyleyeyim;

Binbir Gece Masalları / İlahi Komedya – Dante/ Kötülük Çiçekleri – Baudelaire/ Şiirler – St. Mallarmé / Maldoror’un Şarkıları – Lautreamont/Bütün Şiirleri (YKY Delta Serisi) – İlhan Berk/ Opera – Enis Batur/Nil, İblise Göre İncil, Kandil, Sarnıç – Enis Batur/ Koma Provaları, Sütte Ne Çok Kan, Abdal Düşü – Enis Batur/ Doğu – Batı Divanı I-II-III – Enis Batur/ Başkalaşımlar I-II-III – Enis Batur/Anemon – Lâle Müldür/ Kaplan Kaplan – W. Blake/Dünyanın En Güzel Arabistanı – Turgut Uyar/ Herman Melville – Kâtip Bartleby/ Robert Musil – Niteliksiz Adam

Son okuduğum 10 kitabı da sayabilirim..

Ulyses – James Joyce (Armağan Ekici çevirisi) / Şiirler – Cesare Pavese / Rakım Sıfır – Enis Batur/ İmkânsız – Georges Bataille/ Erotizm – Georges Bataille /Bir Yıl – Jean Echenoz/Doğu Öyküleri – Marguerite Yourcenar/Hadrianus’un Anıları – Marguerite Yourcenar/Yaratma Cesareti – Rollo May/ Düşlemenin Poetikası – Gaston Bachelard

OKUR YAZAR: Harun Atak 10 yıl sonra kendini nerede görüyor?

HARUN ATAK: Eğer hâlâ yaşıyor olursa; Yine, hep şiirde!

OKUR YAZAR: Edebiyata, şiire ilgi duyan amatör yazanlara ne söylemek istersiniz?

HARUN ATAK: Haddime değil. Su akar yolunu bulur. Sadece çok okumak gerek. Israr ve istikrarla.

OKUR YAZAR: Son olarak Okur Yazar sayfası kısa süre olmasına rağmen her daim sizin dizelerinizi, şiirlerinizi paylaşarak yanınızda oldu. Okur Yazar sayfasını takip edenlere mesajınız nedir?

HARUN ATAK: Öncelikle bu ilginiz için mahcubiyetle teşekkür ederim. Edebiyat, kültür-sanat ekseninden şaşmadan paylaştığınız tüm gönderilerinizde samimiyetiniz ve beğeni çıtanızın yüksek değeri görülüyor. Eksik olmayın hiç. Takipçilerinizin de aynı şeyleri düşündüğüne inanıyorum. Ve içtenlikle selamlıyorum onları. Şiirle, hep şiirle!

OKUR YAZAR: Bize vaktinizi ayırdığınız için teşekkür ederiz. Yolunuz açık olsun sevgili Harun Atak.

23.01.2013

Ali Lidar: “Birilerinin yazdıklarımla ilgilenmesi okuyup paylaşması bile tuhaf!”

Okur Yazar; bugünden itibaren sevdiğiniz, merak ettiğiniz isimler ile yaptığı söyleşileri yayımlamaya başlıyor. İlk söyleşimiz, yazılarını yakından takip ettiğiniz Ali Lidar!

Görsel

Okur Yazar – Ali Lidar Söyleşisi

OKUR YAZAR: Okur Yazar takipçilerine kendinizden, bilmediğimiz Ali Lidar’dan bahseder misiniz?

ALİ LİDAR: Bu soruya bana her sorulduğunda verdiğim cevap paralelinde yanıt vereyim. Kendimi tanıdığımı düşünmüyorum aslına bakarsanız. Anlamadığımdan da adım gibi eminim. Belki de kendimi bildim bileli en çok çaba gösterdiğim şey kendimi anlamaya çalışmak ve görüldüğü gibi çok başarılı olduğum söylenemez.

OKUR YAZAR:Sürekli olarak Ali Lidar’a sorulan soru biliyoruz ama sormak gerek zira okurlarınız ve sayfa takipçilerimiz de bilmek istiyor. Ali Lidar kitap çıkaracak mı?

ALİ LİDAR: Öncelikle kitap yazmak gibi bir isteğim olmadı. Bunun en büyük nedeni üşeniyor olmam. Yazıları tek tek gözden geçirmek eklemek, düzenlemek. Kim uğraşacak diyorum aklıma geldikçe. Ayrıca basılmaya değer şeyler yazdığımdan bile çok emin değilim aslında. Yani ben o kadar kişisel şeyler yazıyorum ki birilerinin bunlarla ilgilenmesi, okuyup paylaşması bile tuhaf geliyor açıkçası…

OKUR YAZAR: Ali Lidar yazılarını sık sık sosyal medya platformlarında görüyoruz. Peki Ali Lidar sosyal medyada edebiyat hakkında neler düşünüyor ve takip ettiği isimler var mı?

ALİ LİDAR: Açıkçası çok yakından takip ettiğimi söyleyemem. Ama özellikle blogları çok önemsiyorum. Yakın bir gelecekte basılı edebiyatla yarışır hale geleceğini düşünüyorum blogların. Takip ettiğim bir kaç isim var elbet. Alper Gencer şiirlerini çok önemsediğim bir şair örneğin.

OKUR YAZAR: Son okuduğunuz kitaplar peki?

ALİ LİDAR: Thomas Bernhard’ın Düzelti’sini ve öncesinde Jean Baudrillard, Kusursuz Cinayet.

OKUR YAZAR: Biz başından itibaren sizin yazılarınızı severek paylaşıyoruz. İnanıyoruz ki, isminiz çok daha iyi yerlere gelecek. Peki, Ali Lidar kendini on yıl sonrasında nerede görmekte?

ALİ LİDAR: Hiçbir fikrim yok inan. Muhtemelen eğer yaşıyor olursam öğretmenlik yapmaya devam ediyor olurum. Yazdıklarımla ilgili olarak soruyorsan bu soruyu onu hiç bilemiyorum. Ne yazıyorsam sıkıntıdan yazıyorum ben zaten. Bakarsın sıkılmayı bırakırım bir gün. O zaman da artık tek satır bile yazmam muhtemelen.

OKUR YAZAR: Ali Lidar edebi ve felsefi yönüyle oldukça dikkat çeken bir isim. Aynı zamanda naif ve arabesk ruhuyla, kaybedenlerin sözcüsü oldu bir bakıma. Peki bundan sonra neler bulacağız yazılarınızda.

ALİ LİDAR: Aslına bakarsan yazmaya dair hiçbir planım yok. Çoğu zaman yazdığım şiir ya da öyküyü bu son yazdığım şey psikolojisi ile yazıyorum. Benim problemim bu galiba. Yazmak için gereken standart bir ciddiyet olmalı ama bende bunun esamesi bile yok maalesef…

OKUR YAZAR: Okur Yazar sayfası kısa süre olmasına rağmen, her daim sizin yazılarınızı sözlerinizi paylaşarak yanınızda oldu. Okur yazar sayfasını takip edenlere son olarak mesajınız?

ALİ LİDAR: Herkese çok teşekkür ediyorum… Okur yazar yöneticilerine yazılarımı paylaşmaya değer buldukları için, takipçilerine de yazılarıma gösterdikleri ilgi için ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Eyvallah…

OKURYAZAR: Bize vakit ayırdığınız için bizde size teşekkür ediyoruz. Yolunuz açık olsun.

15.01.2013