Umay Umay: “Kalanımı merak ediyorum. Soluşumu, yolculuğun sonunu.”

Umay Umay, müziği ve tavrıyla 90’lı yıllara damga vuranlardan. Popüler olmak gibi amacı olmadı hiç. Ama işleri hep takip edildi. Müziğinin yanı sıra şiir kitaplarıyla beğeni topladı; fotoğrafçılığıyla ilgi çekti. Umay Umay ile kitaplarını, hayatı, sosyal medyayı, müzik, şiir ve fotoğrafı konuştuk.
Görsel
OKUR YAZAR – UMAY UMAY SÖYLEŞİSİ
OKUR YAZAR: İlk albümünüz “Umay Umay” oldukça ses getirmişti. Barlas sözleriyle; Teoman, Şebnem Ferah, Özlem Tekin vokalleriyle size eşlik etmişlerdi. Nasıl anımsıyorsunuz o zamanları?

UMAY UMAY: Çok alkollü. Dumanlı. 5 vites. Kahkaha, kavga, ihtiras, tutku gibi gibi..

OKUR YAZAR: Beyoğlu deyince siz akla gelirdiniz? Hayal kahvesi? Nasıldı peki Beyoğlu’nda hayat o yıllarda? Şimdi nasıl?

UMAY UMAY: Kimse adına konuşamam ama her şey gibi Beyoğlu da değişti. Evet ben Beyoğlu’nu cesur ve güzel yaşadım. Şimdi orada onları yaşayacak ne kültür var ne de ben gencim. Kendimizi bir aile gibi görüyorduk. Burnumuzun kanayacağını bile bile atlıyorduk her meseleye çünkü arkamızda kocaman bir aile vardı. Kimse kimseye sırtını dönemezsin. Ayıptı dönmek. İçip içip el ele koşardık düşünsene. Şimdi Beyoğlu’nda hayat olağan ve silme ofis. Oradaki evimi kapatmam. Orası benim de kendimi hatırladığım duygusal, öfkeli, mavi saçlı ofisim. 

OKUR YAZAR: Daha sonrası Mete Özgencil ile yollarınız kesişiyor? Mete Özgencil deyince Umay Umay neler söylemek ister?

UMAY UMAY: Yaklaşıp uzaklaşan uyum…

OKUR YAZAR: Bütün bu süreçlerden, bu denli üretkenliğin ardından; bir suskunluk dönemi mi yaşadınız? Neler oldu sonrası?

UMAY UMAY: Evet. Uzun süre canım hiçbir şey istemedi. Evlerden de dışarı çıkmıyordum. Kendimden bile dışarı çıkmıyordum. Bu iyi oldu. Hissettim, hissettim, hissettim. Hayal ettim, hayal gördüm, hayallerimi hayal ötesi yerlere taşıyabildim. Sarsıcıydı. Bedenimi bile yavaşlattım. Ordan oraya atlamamayı hem bedenimle hem zihnimle çalışıp öğrendim. Kendim için sihirli olana yaklaştım. Onu sevdim, korudum, büyüttüm. Çocuklarım için yemek yapmayı öğrendim. 

OKUR YAZAR: Çiğdem Erken’in yeni albümü “İstanbul Kızı”, Ada Müzik’ten yayınlandı. Albümde yer alan “Naz” adlı şarkı için Cevapsız Ağrı’dan bir şiir okudunuz, Sesle öpüşmeyi özlediğinizi söylemiştiniz. Böyle sürprizler görmek, dinlemek istiyoruz, var mı ufukta projeler?

UMAY UMAY: Bir iki düet sözü verdiğim halde gidip söyleyememiştim. Çok sevdiğim müzisyenler üstelik. O adımı bir türlü atamadım. Yapamıyorum, gelemiyorum diyerek özür diledim. Anladılar. Çok kapalı yaşadığımı ve şarkı söylemekle ilgili sorunlarım olduğunu biliyorlardı. Daha doğrusu dışarıyla ilgili sorunlarım. Çiğdem’e şiirimi okumaya gittim ve stüdyoda mikrofona birkaç adım kaldığında ağlamak istedim. Ağlamadım tabi ama bedenim sanki eski umay’a çok hızlı geçiş yaptı. Birden bire, inanamadım kendime. Daha şiiri okumadan hissettim başıma ne geldiğini. Stüdyodan çıktığımda Beyoğlu’nda gözlerimden yaşlar akıyordu. Dedim; Umay seni çok özledim.. ve albüm yapmaya karar verdim. 

Eğer yine kaçmazsam ekimde stüdyodayım müthiş bir ekiple.

OKUR YAZAR: Harika haber bu söyleşimizi okuyanlara müjde olsun ilk bizim vasıtamızla o halde. Peki, siz şimdiki zamanın şarkılarını nasıl buluyorsunuz?

UMAY UMAY: Her zamanki gibi iyiler ve kötüler, tuhaflar ve vasatlar. Öyle ilerliyor zaman da, şarkılar da. Çok sevdiklerim var elbet. 

OKUR YAZAR: Yazarlık mı yoksa şarkı söylemek mi? Hangi ruh halleri bir diğerine yakınlaştırır sizi? Şimdi neresinde Umay Umay?

UMAY UMAY: Hayat değil kendiniz! Kendiniz kendinizi öyle bir yere götürürsünüz ki artık birinin diğerinden fazla farkı yoktur. Artık ne yaparsanız onu seviyorsunuzdur. Bu dikiş dikmek bile olabilir. Ki dikiş de farklılıklarını yarattığı an büyük sanat. Bence elbette. Müziğe çok uzak kaldım, ondan korkuyorum. Yazmaksa hep yanımdaydı. Elbiselerime kadar yazdım. Kalkmaya üşenip çarşaflara yazdım. Yazıyla batarak çıkarak beraberlik evet!Evet de hep müziğe gömüldüm. Hep.

OKUR YAZAR: Şarkı ve şiirlerinizde canı yanmış ama yine de hiçbir şeye ‘eyvallah’ı olmayan bir kadın var. Öyle midir gerçekte Umay Umay?

UMAY UMAY:  Öyleyim, sanki.

OKUR YAZAR: Kırmızı? Umay Umay rengi sanırım. 
Yazı ve şiirlerinizde insan hissediyor vurgusunu ?

UMAY UMAY: Kırmızıyı sevmeyen yoktur. Haa vardır vardır, korkaklar sevmez evet.

OKUR YAZAR: Nette hakkınızda bir çok şey yazılmış çizilmiş. Çoğu güzel şeyler. Bir tanesi vardı,”camlar ülkesinin kraliçesi olduğuna inananlar için kalbi camdandır” Etkileyici bir tanımlamaydı? Umay Umay’ın kalbi çok mu kırıldı? Aşk hakkında ne söylemek ister, bu denli derin yaşayan ve yazan bir kadın olarak?

UMAY UMAY: Kırıklar üstüne çok laf etmeyi sevmiyorum artık. Üretirken tepemde duran algıyı, altımdaki denizi, yanımdaki kuyuyu, arkamdaki dağı artık röportajlarda dillendirmek istemiyorum. Kaldı ki iyi bir okuyucularım bu soruların cevabını kitaplarımda keşfettiler. 

Beni sevenler hakkımda güzel laflar eder doğru. Sağ olsunlar. Ama kimsenin görüşünü ne olumlarım ne olumsuzlarım. Memnuniyetim de memnuniyetsizliğim de ben de saklı kalsın. 

Yine de çok sevilmeyen biri olarak beni sevmeyi denemiş veya başarmış herkese tek tek tüm kalbimle teşekkür ederim.

OKUR YAZAR: “Ben insanın doğduğunda Tanrı’ya ulaştığını düşünüyorum.” Bu düşüncenizin özünde yatan neydi içinizde? 

UMAY UMAY: Tam da dediğim gibi “Ben insanın doğduğunda Tanrı’ya ulaştığını düşünüyorum.”işte. O kadar net. 

OKUR YAZAR: Kitap kapaklarındaki görseller sizin eseriniz. Fotoğrafla olan yakınlığınız nasıl başladı? Hatta fotoğrafa olan ilginiz arkadaşınızı kaybetmenizle başlamış?

UMAY UMAY: Bir tutunma meselesiydi. Anı sesle yakalamak ne büyülüydü. Susmanın en kıymetli yollarından biriydi. Hem hareketli hem dondurucu. Fotoğraftan çok şifa aldım. Ağrı kesiciler bile fotoğraf kadar şifa vermedi bedenime. Şimdi sadece kendimi çekiyorum. Niye mi? Kalanımı merak ediyorum. Bana benden ne kaldıyı. Soluşumu, yolculuğun sonunu. Gülerek ya da üzülerek. Merak tetikleyicidir. 

OKUR YAZAR: Çekim yaparken nasıl oluyorsunuz? Fotoğrafla ilgili paylaşmak istediğiniz projeler?

UMAY UMAY: Meraklı. Gergin. Heyecanlı. Sergi kabul etmiyorum. Kitap olarak basılacak. Daha var.

OKUR YAZAR: Bütün bu çalışmalarınızı nereden takip edebiliriz? 

UMAY UMAY: Arayan bulur aslında. Sadece twitterımda bile adresleri var. 
çok adres vermek iyi değil 

OKUR YAZAR: 34 U 442/Veda Busesi, Orospu Kırmızı, Rüya Duvarları, Bütün Güzel Çocuklar Şüpheli, Sokaklar Uyudu Artık Öpüşebiliriz’den sonra geçtiğimiz ay yayımlanan Cevapsız Ağrı ve Umay Umay Remix. Yolda yeni kitaplar, projeler var mı?

UMAY UMAY: Var. Cem Adrian la sadece ikimizin olduğu- defter+cd projem var. becerebilirsek o yayınlanacak hemen. Önümüzdeki ay buluşacağız. Bakalım olur mu. Bilemiyoruz. Ki onla kahve içmemiz bile müzik gibi. 

OKUR YAZAR: Sözlere dokundukça kanayan ve karanlık çıkmaz sokakta bir ağacın gölgesi arkasına saklanmış küçük bir kız çocuğu seziyor insan sizi okudukça? 

UMAY UMAY: Eşşek kadar kadın olarak buna ne diyeceğimi bilemedim. 
Kaçabilir miyim?.)

OKUR YAZAR:  Tamam şöyle sorayım o halde. “Bir şeye, bir ada, bir konuma ait olmayı hiç sevmiyorum.” demiştiniz bir söyleşinizde. Bu ruh halinde misiniz çoğunlukla?

UMAY UMAY: Demiştim, evet öyle. Öyle hissediyorum. Öyle davranıyorum. Öyleyim…

OKUR YAZAR: Hayatınızda kalemiyle önemli bir yere sahip Füruğ Ferruhzad deyince neler söylemek istersiniz, nasıl bir bağ kurdunuz? 

UMAY UMAY: Furuğ denince akan sular da durur, yazılan şiirler de, kırmızı güller bile durur. Furuğ hep yanımdadır. Daha ne diyeyim bilmem ki. Bir gün sadece ona bir gül bırakmak için İran’a gideceğim. 

OKUR YAZAR: “Çok güzel seviştim. Her şeyle seviştim. Hayatla, müzikle, her şeyle. O seks yaptıklarını sananların ulaşmak istedikleri yerde o kadar çok vakit harcadım ki.”der Umay Umay. Peki insanların ulaşmak istedikleri noktaya vardıklarından onları canlarının yanışı ve hayal kırıklığı mı bekliyor ?

UMAY UMAY: İnsanlar; bu can yanması, kırıklık, kırgınlık gibi duygularla çok farklı duygularmış gibi ilgililer. Oysa onlar uyumak uyanmak, su içmek, neşelenmek, hatta mutluluktan gerinmek kadar doğaldır ve onlar kadardır. Ayrıca bir ruhun yorulacağına inanmam. Yeri azalır. En azından bende öyle. Yorgun değilim yerim az. Fazla şey alamayacak kadar dolu. Bu aksine dinamik demek. Sobada elinizin yanması bazen kalbinizin yanmasından daha şiddetlidir. Bu yanma kavrulma hallerine çok mesafeli olunmalı. ACIM HADDİNİ BİLİR! Haddini bilmeyen acıdan da hoşlanmam. Acı mağrur bir şey.. Onu ucuzlatamam. Boynunu eğemem. Acının boynu diktir. Bunu bilenin acısı mağrur, dik, mesafelidir evet. 

OKUR YAZAR: Kazım Koyuncu ile paylaşmak istedikleriniz. 
Bir söyleşi yapmıştınız en son?

UMAY UMAY: Kazım’la ilgili röpörtajları hep reddettim yanılıyorsunuz. Arkasından yapılan cd’ye yazı bile vermedim. Televizyonlarda caf caf konuşmadım. Yasımı saklı, korunaklı yaşadım. Bazen kendi özel röportajlarımda soruların bazılarına kısa cevaplar verdim. Kazım gitti, bu kadar. Henüz konuşmak için erken. 

OKUR YAZAR: “Kuzey bir zamanlar doğduğum yerdi, sonra küstüğüm ve kaçtığım yer oldu, sonra bütün ruhum bir kuzey uçurumu gibi şekillendi” Hala o uçurumlarda mı geziniyor, o rüzgarı hala yüzünde hissediyor mu Umay Umay?

UMAY UMAY: Sık sık ve çok sert hissederim hala…

OKUR YAZAR: Peki, sosyal medya hakkında düşünceleriniz neler? Sosyal medyanın hızla yayılmasıyla farklı bir yazar kuşağı ortaya çıkıyor. Ayrıca klipler video platformlarında tıklanmayla değer görüyor artık, Popüler kültürün belki sonucu, siz nasıl görüyorsunuz, baş döndürücü bu süreci?

UMAY UMAY: Başım dönmüyor. İlgiyle izliyorum. Azaltıcı buluyorum sadece. Çelimsiz ve azaltıcı. Hem kitabını bastıramayan- şarkısını, filmini yaptıramayan genç elbette kendi yapar kor. Bunda şaşılacak, küçümsenecek bir şey görmüyorum. Ama her şey çöplüğe dönünşünce elbette azalma, değersizleşme başlar. Şeker hastalığı gibi görüyorum bütün olanı biteni. Bir yeri onarırken diğer yer hastalanıyor. 

OKUR YAZAR: Sosyal medyada edebiyat yapılabilir mi ve takip ettiğiniz isimler var mı?
UMAY UMAY: Takip ettiğim edebiyat blogları, yazarları yok. Edebiyat her yerde yapılabilir. Edebiyatsa da değilse de. İyi edebiyat her yerden görünür. Ama nette ama kağıtta, ama bir bakışta.. benim için etkilemenin kuralları, mekanları, patronları yok. Etkile de nerde, neyle, nasıl etkilersen etkile.

OKUR YAZAR: 2013 ve duyarlı tüm insanların hayatına damga vuran Gezi Parkı direnişi hakkında Umay Umay neler söylemek ister?

UMAY UMAY: Çok güzeldiler. Çok haklıydık. Hep beraber Çarşı’lı olduk. Bu eylemde insanlar ve etkileme gücü adına incelenmesi gereken tek adres Beşiktaş çArşı. İlk sinerjiyi ve cesur sinerjiyi onlar yaydı. Tümüyle onlar yaydı. Onları çok seviyorum.

OKUR YAZAR: Sizi okumak, dinlemek, fotolarından seyretmek zamansız geliyor insana. Zamansızlığı hakkında neler söylemek ister Umay Umay?

UMAY UMAY: Ayıkken görülen rüyalar….

OKUR YAZAR: Okur Yazar sayfası sosyal medyada kültür sanat edebiyat alanında yepyeni bir heyecan katmak için yola çıkan bir oluşum. Okur Yazar sayfasını takip edenlere mesajınız?

UMAY UMAY: İlgiyle takip ediyor ve beğeniyorum. Kısaca kendinize batıp çıkın. Gerisi çer çöp bu ortamda..

OKUR YAZAR: Teşekkür ediyoruz sevgili Umay Umay bize vakit ayırdığınız için.

UMAY UMAY: Ne demek zevkti, ben teşekkür ederim.

Foto: Umay Umay

 
 
 

Mete Özgencil: “Yazı cehennemde ayakta kalmaya yarıyor!”

O hem söz yazarı, hem besteci, hem şair, hem yazar, hem ressam, aynı zamanda senarist ve yönetmen…

Çektiği klipler, aldığı ödüller, sayısız hit şarkıya yazdığı sözlerle Tarkan’dan Nilüfer’e, Hande Yener’den Candan Erçetin’e, Umay Umay’dan Gökhan Kırdar’a, Gülben Ergen’den Nükhet Duru’ya ve Yeni Türkü’ye sayısız sanatçıyla çalışmış, Türkiye’nin en önemli starlarının zirve yürüyüşündeki önemli mihenk taşlarından biri olmuş; sanat yönetmenliğini yaptığı Cazibe Hanım’ın Gündüz Düşleri ve senaristliğini yaptığı Mum Kokulu Kadınlar filmleriyle ödüller kazanmış, Uzay Heparı’nın kült haline gelmiş Gece, Melek ve Bizim Çocuklar’ı filminin de sanat yönetmeni, üstüne bir albüm ve bir de kitap çıkarmış son 20 yılın en önemli sanat adamlarından biri olan Mete Ozgencil Okur Yazar’ın konuğu oldu ve sorularımızı içtenlikle cevapladı…

meteözgencil

METE ÖZGENCİL – OKUR YAZAR SÖYLEŞİSİ

“Yazı cehennemde ayakta kalmaya yarıyor!”

OKUR YAZAR: Hoş geldiniz ve bizi kırmadığınız için teşekkür ediyoruz Mete Bey. Siz Türkiye’nin son 20 yılda gördüğü en önemli ve çok yönlü sanat adamlarındansınız. Geniş kitleler sizi yazdığınız şarkılar ve çektiğiniz kliplerle tanıdı. Bir çok güzel projeye imza attınız. Bütün bu süreçlerden, bu denli üretkenliğin ardından Mete Özgencil bir suskunluk dönemi mi yaşadı? Neler oldu bizle paylaşır mısınız?

METE ÖZGENCİL: Teşekkür ediyorum sizlere öncelikle. Şöyle anlatayım süreci; en başta 1999’da 17 Ağustos depremi oldu. Trabzon’da Yeni Türkü’ye yazdığım Nakka şarkısı için klip çekmeye gitmiştik. Gittiğimiz gece sabaha karşı deprem olmuş. Uyandığımızda Trabzon’da elektrikler yoktu. İstanbul yanıyor deniyordu. Telefonlar felçti. Bir gün sonra dönebildik. Döndüğüm şehir, bildiğim şehir değildi sanki. Bildiğim insanlar da keza. ”Elbette” albümü yeni bitmişti. Nasıl olduysa bunu da atlattı insanlar, fazla sıkamadılar canlarını. Tadım kaçmıştı iyice. Çıkan sözler de bilendikçe bilenmeye başladı. Kimseye verilecek gibi değildi. 2000’de Devrim’le tanıştık, Karaoğlu, Los Angeles adıyla DK. Bir başka proje için başlayacaktık, bir kaç seans sonra anladım ki benim söylemem gereken sözlermiş bunlar. O sırada Tarkan’ın “Karma” albümü için buluştuk. “Verme, Uzak, O’na Sor” çıktı. “Benim Olmalı” albümü 2001 de çıktı. Bu sefer de İkiz kuleler olayları patladı. Hatta ”Bir Bana Vurulmuş Ol” un klibi için görüntü yönetmeni Hasan Gergin ile görüşürken Devrim aradı. O bana Dady der, ”Dady televizyonu aç” dedi. Açtım. İkinci uçak gökdelene girdi. Hasan’a döndüm; ”Klip mlip yok, ekonomi bitti” dedim. Bir süre öyle oturduk. Sonra gökdelen penceresinden atlayan adamın duvara çarparak düşüşü….Derken, 2002 krizi…
2003 yılında Nilüfer ”Acılara Son”, 2004 Hepsi gurubu ilk albümünde “Olmaz Oğlan, Çok Güzelsin, Ben Özgür Değilim, Olta, Dün Tattın”, 2004 Hande Yener ”Hoş geldiniz” ve ”Bir İz Gerek”, Yine aynı yıl Mine Çayıroğlu’nun bütün albümü ”Zümrüt Gibi”, 2005 Hande Yener ”Apayrı” albümünde Apayrı, Şefkat Gibi, Nasıl Zor Şimdi, Aşkın Ateşi, Kanat, Sakin Olmalıyım, Unut falan filan derken 2013 Mabel Matiz ”Zor Değil”e kadar geldik işte. Sayarken bunaldım sahiden de 

OKUR YAZAR: Nefes aldıralım size o halde… Oldukça zor sancılı süreçlermiş gerçekten. Peki, 2011 yılında yayınlanan “Zor anahtarı” kitabınızın ön sözüne “Yazmaktan başka tek bir çare vardı bazı geceler, o da çare değildi” demişsiniz bir söyleşinizde.

METE ÖZGENCİL: Evet, bu söz ön sözde var. Gayet anlaşılır aslında, “Yazmaktan başka tek bir çare vardı bazı geceler, o da çare değildi”

OKUR YAZAR: Oldukça derin ve melankolik bir tanımlama geldi. Peki Mete Özgencil ne düşünüyor “yazmak” hakkında? Biraz yazar kimliğinizi konuşmak isterim. Ülkedeki en iyi şarkı yazan, sanata ve hayata bakış açısına dair böyle derinlikler taşıyan sizi bulmuşken hazır…

METE ÖZGENCİL: Kitabın sonunda da bu konudaki fikrim yazılı. “Yazı cehennemde ayakta kalmaya yarıyor” demişim 2004’te. Belki siz öyle diyorsunuz ama geçen günlerde bir müzik eleştirmeni; Söz yazamadığını söylediği bir genç besteci-söz yazarına, madem yazamıyorsun, git güzel söz yazarları var bu ülkede, onlardan al deyip örnek olarak Aysel Gürel’in daha bestelenmemiş birçok sözü var dedi  Yaşayan yok yani:)

OKUR YAZAR: Herkes ahkam kesiyor bu ülkede Mete Bey demek ki.. Peki şöyle sorayım. Şarkı yazmak, hikaye yazmak, senaryo yazmak, şiir yazmak, kitap yazmak..
“Yazmak” hayatınızın en önemli mihenk taşlarından olmalı sizin. “Yalnızlıklarla mı” besleniyor ruh? Siz nasıl anlatırsınız yazma serüveninizi. Ve ne itti sizi yazmaya? Ne zaman fark ettiniz? Yaşamınızdaki esin kaynağı kim olmuştur?

METE ÖZGENCİL: Yazmak seçilecek bir şey gibi gelmedi bana. Üstüme kaldı sanki. Yoksa ben kendimi ressam sanıyordum.

OKURYAZAR: Ah evet, ressam kimliğiniz var aynı zamanda. Çalışmalarınız devam ediyor mu?

METE ÖZGENCİL: Arada bir kalkışıyorum ama resim öyle arada yapılacak bir şey değil. Ya onunsundur ya da hiç bir şeyin!

OKUR YAZAR: Yazmakla ilgili soracağım yine; İnsan mutluyken yazabilir mi?

METE ÖZGENCİL: Hayır. Düşünen birinin mutlu olma tehlikesi yok bu gezegende….

OKUR YAZAR: Peki Mete Bey, “Kitle, sağlığı ve uyukluğuyla gurur duymaya itilirken, derdinden utandırılmakta” diye bir cümleniz var.. Toplum olarak büyük dertler çekmiş, uzun süreçlerden geçmiş bir kuşağın önemli temsilcilerinden olarak olarak, hala derdini saklayan, derdinden utanan bir toplum mu gözlemlediğiniz?

METE ÖZGENCİL: Şu an itibariyle bu tamamen değişti. Yaşayanlar bilir; yıllarca aynı yerde sayan zaman, an gelir ters-yüz olur. Müdanasızlık yaygınlaşsın gayretiydi olanlar. Ciddiyet sıkıcı görünsün ki, imaj jandarmaları yönetsin insanı. Az düşünen insanı tabi. Giderek de hiç düşünmeyen insanı. İnsan öyle bir şey değil elbet. İnsan ”Onur”lu olmayı sever. Uzun süre aşağılanamaz. Sigortalar atıverir. Öyle ”Masum Değiliz, hiçbirimiz” yemez. ”Herkesin mutlaka saklanacak bir suçu vardır”a güvenerek genelleme yapamazsınız. İnsan ”Aşk”sız yaşayamaz. Aşk ise sadece kahramanların başına gelir.

OKUR YAZAR: Edebiyatla ilgili düşünceleriniz neler desek? Sizi etkileyen kitaplar nelerdi bir de?

METE ÖZGENCİL: Berbat bir okurum ben. Yaşamaktan alıkoyup kendimi okutamadım. Bir de okuduğumu sevmişsem onunla uzun zaman meşgul olurdum. Anladım ki ne kadar çok okursam, o kadar az kendim kalacağım. Bu benim için geçerli elbet. Bu arada “Yüz Yıllık Yalnızlık ve Yeraltından Notlar” aklımı uçurmuştu.

OKUR YAZAR: Zamanında Remzi Kitabevi’nin çilek serisi için çok hoş kitap tasarımlarınız oldu. Böyle bir proje ya da tasarım anlamında çalışmalar görebilecek miyiz sizden?

METE ÖZGENCİL: Henüz böyle bir talep almadım…

OKUR YAZAR: Umay Umay’ın bir şarkısında “Ayaz vur vuracaksan, hiç utanmadan kıyamet sende, kop kopacaksan” demiştiniz. Çok etkileyiciydi, bir çok sözünüz gibi. Bu denli yoğun ve az söyleyip nasıl bu denli çok dokunuyor insana sözleriniz, şiir kitabınız da da az ama içi dolu sözcüklerle derinlere dokunmuştunuz..

METE ÖZGENCİL: Umarım dediğin gibidir. İnsanların uzun metinlerle uğraşacak kadar dinç dimağları yok. Onlara bir şey söylemek istiyorsanız kısa, açık ve sahici olmalısın. Bu yüzden seviyorum şarkı sözü denilen şeyi. ”Söz” demek, denecek hale gelecek kadar süzülmüş anlam demek benim için. İster şarkıda ister boşlukta. Yoksa müziğin üstüne kelime yazmakla bir alakası yok dediğimin. Kimileri, mübarek gerdanına inci diziyor sanırsın.

OKUR YAZAR: Bir dönem müzik piyasasında imzanızı her yerde görüyorduk. 2001’de çıkan ilk ve tek albümünüz hala insanların evlerinde, arşivlerinde mevcuttur. Daha sonra albüm yapmayı düşündünüz mü? Düşünüyor musunuz?

METE ÖZGENCİL: Görürdünüz evet. Sonra, kliplerden yazılar kaldırılınca göremediniz.
Şu sıralar tekrar düşündürmeye başladı kendini .

OKUR YAZAR: Türkiye’nin en önde gelen sanatçılarıyla çalıştınız, destek verdiniz. Yollarınız kesişir mi yeni projelerde ve beraber çalıştığınız kimler var, şu sıralar Mete Bey?

METE ÖZGENCİL: Bazılarıyla kesinlikle kesişmez o yol. Şu ara diye isim veremem. Günler ne getirir bilinmez.

OKUR YAZAR: “Cazibe Hanımın Gündüz Düşleri” ve “Gece, Melek ve Bizim Çocuklar”ın sanat yönetmeniydiniz. Ayrıca “Mum Kokulu Kadınlar”ın senaristi. Tekrar bir film yapacak mısınız?

METE ÖZGENCİL: Hiç hevesim yok desem yeridir.

OKUR YAZAR: Sosyal medya hakkında düşünceleriniz neler? Sosyal medyanın hızla yayılmasıyla farklı bir yazar kuşağı ortaya çıkıyor. Ayrıca klipler video platformlarında tıklanmayla değer görüyor artık, Popüler kültürün belki sonucu, siz nasıl görüyorsunuz, baş döndürücü bu süreci?

METE ÖZGENCİL: Çeşitlilik iyidir elbet. Yazışmadan yanayım ben. Konuşunca uçuyor denir ya doğru. Bazı insanlar karşısındakinin hafıza zayıflığına güvenerek konuşuyor zira. ”Niye böyle söyledin” diyorsun, ”ben öyle söylemedim ki” diyor. Yazınca büyük lüks. Dön başa oku, beklerim diyorsun. Uçuyor vatandaş.

OKUR YAZAR: Son Gezi Parkı direnişi hakkında Mete Özgencil neler düşünüyor?

METE ÖZGENCİL: Cetvel değişti diyorum.

Okur Yazar sayfası sosyal medyada kültür sanat edebiyat alanında yepyeni bir heyecan katmak için yola çıkan bir oluşum. Okur yazar sayfasını takip edenlere mesajınız?

METE ÖZGENCİL: İçselleştirmeden, ne okusan ne yazsan, olmaz. Bunun yolu inanmaktan, teslim olmaktan geçer. Bütün iyi niyetinize rağmen karşıysanız, vazgeçme hakkını kullanabilirsiniz demektir.Ben sizi kutluyor ve tüm takipçilerinize selamlarımı iletiyorum. Sevgiyle…

OKUR YAZAR: Bizde size teşekkür ediyor ve sanat hayatınızda sonsuz başarılar diliyoruz Mete Bey….