Oğuz Bal: “Yazarak dindirdim bazı keşkelerimi”

Okur Yazar sayfası olarak az ama öz takip edenimiz olsun ancak edebiyat, kültür, sanat deyince akıllara da biz gelelim düşüncesiyle yola çıktık. Kısacası, binlerce facebook sayfası, twitter hesabı, blog özlü sözler, kitap alıntıları paylaşıyor. Bizim tek amacımız; yalnızca anlamlı sözler paylaşıp köşesine çekilen bir oluşum olmamak!İlk örneklerimizden biri, söyleşilerimiz. İlk olarak, sosyal medya fenomeni olan Ali Lidar ile yaptığımız söyleşiden sonra istekler, eleştiriler ve övgüler almaya başladık. Devam ettik. Genç yaşta; Cemal Süreya ve Yaşar Nabi Nayır Şiir Ödüllerini kazanan Harun Atak ile söyleştik. Ardından Utanmazlık Mahareti kitabıyla hayatımıza giren cesur kalem Pemra Oğuz ve hatırı sayılır takipçisi olan, akabinde Kırmızı Bavul kitabıyla raflarda yer alan Dilek Erkılınç. Bu söyleşileri hatırlamak isterseniz; http://on.fb.me/XzWaNB

Şimdi de; sosyal ortamlarda hatırı sayılır bir takipçi tarafından takip edilen, şiirleri, sözleri, yazıları kapak ve duvar fotolarını süsleyen, önce Ruj ve Duman bugünlerde de Çerçi adlı kitaplarıyla gündemde olan Oğuz Bal ..

Lafı uzattık yeterince, buyrun Oğuz Bal ile söyleşimize…
Görsel

OKURYAZAR: Okur Yazar takipçilerine kendinizden, bizim bilmediğimiz Oğuz Bal’dan bahseder misiniz? Oğuz Bal nasıl biridir? Neler yapar? Nasıl bu hale gelebilmiştir?OĞUZ BAL: Bence herkes bilmesi gerektiği kadarını biliyor. Ancak birkaç detay daha vereyim. Antalya doğumluyum. Erciyes Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümü mezunuyum. 8 yaşımdan bu yana oyunculuk yapıyorum, aynı zamanda Kayseri Büyükşehir Belediye Konservatuarı’nda oyunculuk eğitimi aldım. 2005 yılından beri de Akdeniz Üniversitesi’nde İngilizce Okutmanı olarak çalışıyorum ve kurduğum bir tiyatro grubunda yönetmenlik yapıyorum.OKURYAZAR: Oğuz Bal sözleri bir çok insana ulaşıyor ve insanların içini sızlatıyor, Hayal eder miydiniz yıllar önce böyle bir şeyi? Nasıl gelişti süreç ve artık yazmalıyım dediğiniz zamana ne vakit karar verdiniz?

OĞUZ BAL: Önceleri beni ben gibi hisseden birkaç kişi okusun yeter derdim sonra internet sayesinde yayıldı. İyi mi oldu kötü mü oldu bunu sık sık tartışırım kendimle. Okuduğum bölümle alakalı edebiyata yakınlığım aslına bakarsanız. Shakespeare’le içli dışlı olmanın verdiği bir hevesti önceleri. Sonra bu hale geldi.

OKURYAZAR: Yanılmıyorsak yola O’na Dair Boyalı Sözler ile çıkmıştınız, kitabınızın adı bu olacaktı ? Nedir sizin değişikliğe iten sebep?

OĞUZ BAL: Kitabın adı ve değişikliğe gelince ; O’na Dair Boyalı Sözler sahip olduğum sayfanın adıydı. Daha sonra o sayfa misyonunu yitirdi ve bir değişiklik yapılması gerektiğine karar verdim. Aslında bu bir milattı çünkü o isimden vazgeçmek acımı unuttuğuma delaletti. Aklımda iki isim vardı alternatif olarak biri Erkek Dublajı diğeri de Ruj ve Duman. Sonuç olarak Ruj ve Duman oldu, bence de böylesi daha güzel oldu.

Arka kapaktaki yazı “neden Ruj ve Duman?” sorusuna cevap veriyor bence.

OKURYAZAR: Oğuz Bal’a göre yazarlık nedir? Ve ne itmiştir OĞuz Bal’ı yazmaya? Yazmaya ne zaman başladınız ve yaşamınızdaki esin kaynağı kim olmuştur ?

OĞUZ BAL: Üretim gücü yüksek insanlar tanıyorum ancak nicelik değil nitelik önemli tabi. Kendinizi tekrarlamadığınız zaman, bu iş oluyor galiba diyebiliyorsunuz. Önceden de bahsettiğim gibi okuduğum bölüm beni tetikledi yazmaya. Yazarak dindirdim bazı “keşke”lerimi. Üniversite yıllarında ufak tefek dörtlüklerle idare ederdim sonra büyüdüm, büyüdükçe açıldı ufkum, büyüdükçe yüküm ağırlaştı dolayısıyla büyüdükçe farklı şeyler yazdım. Esin kaynağı bir kişi değildir hiçbir zaman, hayatımdaki herkesten bir parça alırım. Dolayısıyla ne kadar çok insan tanırsam o kadar renkli bir tablo çıkıyor ortaya. Evimde ciddi bir film arşivi var bana göre filmler daha gerçekçi hikayeleri barındırabiliyor dolayısıyla bir karakterin bir kesitini bir filmde izleyince, o karakteri alt metnini yazmak bana kalıyor. Sinema ayrı bir zenginlik bence. Kirlilik var bu cephede de bu açık ama seçmek ne de olsa bizim elimizde. Romantik yanımı doyurmak için Fransız sinemasına sarıyorum çoğu zaman. L’emploi du temps ve Amelie’nin ciddi bir yeri var bende. Bu aralar etnik filmler izlemeye başladım. Başka “mahalle” leri izlemek keyif ve ilham veriyor.

OKURYAZAR: Ruj ve Duman şimdi de Çerçi. Kitaplarınızdan bahseder misiniz bizlere? Neler içeriyor ve hangi mesajları bulacağız Oğuz Bal’ın penceresinden hayat dair? Bir de, devamı gelecek mi?

OĞUZ BAL: Ruj ve Duman prensipte bir kadına yazılmış bir kitaptı sonra ani bir kararla yazıların birçoğunu çıkardım, değiştirdim vs. Dolayısıyla O’na dair değildi artık hiçbir şey. Çerçi ise yazınsal anlamda daha da olgunlaşarak ürettiğim bir ürün bence. Aldığım oyunculuk eğitiminin de katkısıyla empati yeteneğimi yüzsek dozda kullanabildim diyebiliyorum bu kitapta. Dürüst olmak gerekirse, eskiye bakınca yazılarımı beğenmiyorum çok fazla. Okudukça başka başka ustaları beğenmiyorum kendimi, okudukça imreniyorum onların akıllarına. Bu yüzden belki de daha az üretip daha ince eleyip sık dokuyorum. Şu an üç farklı türde üç ayrı kitap yazıyorum. Bölüm bölüm devam ediyorum. Hoşuma da gidiyor böylesi aslına bakarsanız. Çünkü üç farklı odağa ayrı ayrı kanalize olmak zihnimi diri tutuyor.

OKURYAZAR: En çok hangi yazarları okuyorsunuz? Kimlerden etkileniyorsunuz? Hangi tür kitapları okumaktan hoşlanıyorsunuz? Kitap seçerken belirli bir tarzınız var mı?

OĞUZ BAL: Ah Muhsin Ünlü, çok geç tanıdığım biri. Bu yüzden kendimden utanıyorum, üslubunu, devrik cümlelerini, kendi bilinçaltında belirli anlamlar kodlu ; at, tiren, anne kelimelerini seviyorum. Zor iştir Onur Ünlü’yü anlamak, hatta şiire yeni başlayanlar ‘Gidiyorum Bu’nun ilk 3 şiirini okuduktan sonra kitabı çöpe bile atmışlardır. Bence Onur Ünlü’nün de istediği buydu, böyle insanlara da ihtiyacı yok. Ah Muhsin Ünlü’nün aklını severim, daha çok Ece Ayhan’a benziyor cümle kurguları. Aslına bakarsanız çok fazla “imgeoğluimge” yazıları sevmem. Bazen, edebiyat basit olmalı diye düşünüyorum. Ortak akıla hizmet etmek değil demek istediğim ama entelektüel seviyesi çok yüksek olmayan insanlar da sizi okuyunca “Budur abi” diyebilmeli. Nazım Hikmet, Attila İlhan, Turgut Uyar, Yılmaz Erdoğan,Ümit Yaşar Oğuzcan,Orhan Veli, Ömer Lütfi Mete, Cemal Süreya… Daha çok isim yazarım, yani bunları okumadan insan ben şiir severim demez diyemez bence. Okumadan türetilmiyor zaten.

Hangi tür kitaplar deyince, yerli yayınlardan yanayım diyebilirim. Yabancı yazarlara niyedir bilmem çok ısınamadım. Agahta Christie ile başladım ben de yabancı yazar okumaya. Sürükleyici cinayet ve gerilim kitapları olsa da bir şeyler eksik geliyordu. Pek bizden değildi sanki yazılanlar. Bu sadece onun için edilmiş bir kelam değil okuduğum diğer yabancı kaynaklı yazarlarda da o eksikliği hissettim. Bir iki isim üzerinde duruyor olmam başkalarını okumadığım anlamına gelmesin ama.

Ayrıca çok fazla bestseller tercih eden biri değilim. Bir nebze de olsa arkadaş tavsiyesiyle okuyacağım kitapları seçiyorum diyebilirim. Aslında şu ya da bu şekilde kriterlerim vardır diyemem ama beni ters köşeye yatıran şeyleri seviyorum. Misal; “Az”ı çok beğenmiştim.

OKURYAZAR: Oğuz Bal geniş bir kitle sosyal medyadan tanıdı. Peki sizin sosyal medya edebiyatı ilgi hakkındaki düşünceleriniz?

OĞUZ BAL: “Ben sosyal medyayı önemsemiyorum bana çok basit geliyor” diyen kafalar riyakarlar bence. Bu, biraz olsun “Ben evde televizyon izlemem abi, olursa arada belgesel Discovery vs. “ diyen zihniyetin, sorsanız ya da boş bir anını yakalasanız, size O Ses Türkiye’den bahsedebileceği gibi bir durum bence. Çok tepede durup, kibire düşmemek gerekir bence. Herkes biliyor ki insanların yayılabilmesi ya da tanınabilmesi için gerekli bir mecra sosyal medya. Ama şu da su götürmez bir gerçek ki; sanal dünya bilgi kirliliğinin en üst seviyede olduğu bir ortam. Dolayısıyla basılı edebiyat her daim 1-0 önde başlar benim hayatımda.

OKURYAZAR: Yetenekli bulduğunuz, sosyal medyada yazılarını okuduğunuz isimler var mı?

OĞUZ BAL: Sohbetim olan insanlarla zaten telefonda konuşup yazılarımız hakkında fikir alış verişi yaparız. Etrafımda çok kişi var yazan ya da yazmaya çalışan. Şimdi birkaç isim verip dahil etmediklerimi de kırmak istemem. Bu cevap çok politik oldu biliyorum. Bu da böyle olsun.

OKURYAZAR: Kendinizi yazmak için şartlandırır mısınız? “Günde şu kadar yazmalıyım” gibi; yoksa fikirleriniz geliştikçe mi yazarsınız?

OĞUZ BAL: Şartlandırma fabrikasyona girer. Bu yüzden isteyince ve dolunca yazmak en güzeli.

OKURYAZAR: Çağdaş Türk Edebiyatı hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Ve merak edilen sorulardan biri de; Geçinebilecek kadar para kazanabiliyor musunuz? Geçinemiyorsanız, para kazanmak için başka ne yapıyorsunuz?

OĞUZ BAL: Doğru söylemek gerekirse Cumhuriyet ve sonrası edebiyatçılarıdır bizlerin fikrini ve yazımını geliştirenler. Kendimden örnek vereyim evimizin kitaplığında bir çok kitap vardı. Çok iyi bi okur olmasam da okuma alışkanlığın ablalarım sayesinde edindim diyebilirim. Kitaplıkta birkaç şiir kitabı vardı. Ablamların lise yıllarından kalma bir kitap gözüme takıldı bir gün, Halikarnas Balıkçısı-“Ege’den Denize Bırakılmış Bir Çiçek”. Daha çok küçüğüm, 13 var ya da yokum. Çok hoşuma gitmişti o kitap. Benim okuduğum ilk şiir kitabıydı o zaten. Belki de bilinçaltıma öyle yerleşmiştir şiir olgusu. Sonra Attilla İlhan’ı tanıdım, sonrası teker teker geldi zaten. Onlar kadar olabilir miyim ya da olabilir miyiz bilmiyorum ama bir çabanın içindeyiz, bu aşikar.

Konu paraya gelince…
Kimse yazma işini para kazanmak için yapmasın. Bence yazmak bir iş değil bir tutku olmalı. Kitap satmak, zengin olmak amacıyla yapılan işler ticarete girer ve içinde meta barındıran hiçbir şey samimi değildir. Ben yazar olma yolunda yürüyorum. Zaten para kazanmak amacıyla başlamadım ya da kitap yayınlamadım dolayısıyla kazanmak ya da kazanmamak çok da mühim değil. Zaten hali hazırda bir işim bir kariyerim var. Buna odaklanıp buradan da devam ediyorum. Lakin içimde ukdedir hala tiyatro. Oyunculuk benim tek aşkımdır. Bir şekilde bir yerden yeniden profesyonel anlamda başlarsam oyunculuğa işte o zaman ruhumu tatmin etmeye başlayabilirim.

OKURYAZAR: Kendi kitaplarını yayınlatmak isteyenlere örnek olmak açısından ilk kitabınızı yayınlatma maceranızı anlatır mısınız?

OĞUZ BAL: Fikren ilk girişim O’na Dair Boyalı Sözler iken baya badireler atlattım, yakın takipçilerim bilirler. Hatta internette, olmayan kitabın iki kapağı bile var. Şimdi baktıkça birkaç sene öncesine gülüp geçiyorum. Yaşamam gerekirmiş o evreyi, kadermiş olmuş diyorum. Hayatta size acı veren ya da sizi sinir harbine sürükleyen olaylar her daim olacaktır, sonuçta insanız ve sorunsuz hayat imkansız. Ben de insan tanımış oldum diyorum. Bana sırtını çevirecek ya da son nefese kadar yanımda olacak insanlar elbette olacaktır. İnsanlar hayatın renkleri işte… Kitap çıkarmak aslına bakarsanız gayet kolay. Sonuçta piyasada “sizi şair/yazar yapalım” sloganıyla iş yapan bir ton yayınevi var. Doğru insanlarla bu işi yapmak zordur. Çünkü öyle abuk sabuk bir piyasanın içindeyiz ki, hem birilerine iftira atmak çok kolay hem de verilen sözleri tutmak biraz namuslu olmayı gerektiriyor.. Yaşadıklarım bence her şeyi anlayabilmem için mükemmel bir musibetti benim için.

OKURYAZAR: Size yön veren ve başucu saydığınız kitaplar ile en son okuduğunuz kitaplar neler desek?

OĞUZ BAL: Hayatım bir kitaba göre şekillenecek kadar basit değil, ancak hayatım bir kitaba yöne verdi bu bir gerçek. Ruj ve Duman. Yazım tarzımı şekillendirecek ürünler, kişiler elbette olmuştur, olacaktır da. İnsanlar faal etkileşim içinde olan canlılardır sonuçta.

En son okuduğum kitaplarsa; Hakan Günday-Az, Ingvar Ambjörnsen – İnsan Postuna Bürünmüş Köpek, Emrah Serbes- Hikayem Paramparça, Alper Canıgüz-Tatlı Rüyalar…

OKURYAZAR: 10 yıl sonra kendini nerede görüyorsunuz?

OĞUZ BAL: Sanırım o vakte kadar doktorayı bitirmiş olurum, dolayısıyla iş hayatımda ne kadar yoğun olurum bilemiyorum. Ama yazma eylemi hep sürecek, kitaplar hep çıkacak. Bu kadar sık mı olur o tartışılır işte. Şu da var; ben yaptığım işten hala keyif alıyor olayım, nerede olduğum çok da umurumda değil aslına bakarsanız.

OKURYAZAR: Sizi takip edenlere söylemek istedikleriniz? Bundan sonra neler bulacağız yazılarınızda?

OĞUZ BAL: Beni okuyan okumayan herkese eyvallah. Okumak vakit isteyen bir eylem çünkü. Okumak bir lüks. Hepimiz o kadar çok şeyle uğraşmak zorunda kalıyoruz ki ister istemez kendimize ayırdığımız zaman dilimlerinde kitap okumak çok değerli bir hal alıyor. Yani insanlar sizin yazılarınızı okumak için vakit ayırıyorlarsa bu teşekkür edilecek bir mevzu. Eksik olmasınlar. Bundan sonra daha az şiir daha çok hikaye, öykü, roman olacaktır düşüncesindeyim.

OKURYAZAR: Son olarak Okur Yazar sayfası sizin yazılarınızı sözlerinizi paylaşarak yanınızda oldu. Okur yazar sayfasını takip edenlere mesajınız?

OĞZU BAL: Görüyorum ki sayfanız yeni bir oluşum içinde. Şimdi net hatırlamıyorum ama sanırım daha önce farklı sayfayla başlamıştınız yayın yapmaya ancak sonra değişti ve belli bir karaktere oturdu felsefeniz. Desteğiniz için teşekkürler, yolunuz açık, okurunuz bol olsun. Güzel yazılar, iyi edebiyat için sizi takip etmeye devam etsinler. Eyvallah, eyvallah.

OKURYAZAR: Bizde size teşekkür ediyor ve bundan sonrası için başarılar diliyoruz Oğuz Bal…

Reklamlar